Haber Detayı
01 Temmuz 2015 - Çarşamba 16:33 Bu haber 1038 kez okundu
 
01.07.2015 TARİHLİ RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANAN AYM KARARLARI
1 Temmuz 2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan bireysel başvuru kararlarının özetleri...
AYM Kararları Haberi


Başvuru No: 2013/9343
Başvurucu: Mehmet Ali Aydın
Başvuru Tarihi: 18.12.2013
Kararı Veren: Genel Kurul
Karar Tarihi: 04.06.2015
 
Başvurunun Konusu:
 
Siyasetçi olan başvurucu, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilişini protesto etmek amacıyla 15 Şubat 2010 tarihinde gerçekleştirilen bir basın açıklamasında kullandığı ifadelerden ötürü yasadışı örgüt propagandası yapmak ve örgüte üye olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek suçlarından yargılanmış ve tutuklanmıştır.
 
Başvurucu Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından cezaya mahkum edilmiş ancak Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozma üzerine verilen kararda terör örgütü propagandası suçu yönünden 6352 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin b bendi kapsamında suçun düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlenmesi nedeniyle kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiştir. Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçu yönünden ise 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 8. maddesi gereğince propaganda suçunu işleyenler hakkında “terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan” ayrıca ceza verilmez hükmü nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
 
Başvurucu bu karara beraat talebiyle Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etmiş, itirazı reddedilmiştir.  Başvurucu şiddet içermeyen, şiddeti övmeyen bir basın açıklaması yapması nedeniyle alternatif koruma tedbirleri yerine tutuklamaya başvurulmasının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini, verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının da ifade özgürlüğü ile barışçıl gösteri yapma hakkına bir müdahale olduğunu iddia etmiştir.
 
İnceleme ve Karar:
 
Anayasa Mahkemesi başvuruyu kişi özgürlüğü ve güvenliği ile ifade özgürlüğü yönlerinden incelemiştir.
 
Kişi özgürlüğü ve güvenliği yönünden, ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem ya da kararın 23.09.2012 tarihinden önce kesinleşmemiş olmasının gerektiği, somut olayda ise başvurucunun 27.05.2010 tarihinde tahliye edildiği gerekçesiyle zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir.
 
İfade özgürlüğü yönünden ise, Mahkemenin değerlendirmesine göre, 6352 sayılı kanuna göre kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin, kararın verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde basın ve yayın yoluyla ya da diğer yöntemlerle yeni bir suç işlememesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı ya da düşme kararı verilecek, benzer yeni bir suç işlemesi halinde ise bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkum olunduğu takdirde ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunacaktır. Bu nedenle başvurucu yine ceza alma tehdidi altındadır. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne müdahale mevcuttur.
 
Mahkemeye göre müdahale 3713 sayılı kanunun 7. Maddesi ve 6352 sayılı kanunun geçici 1. Maddesinin varlığı sebebiyle kanunilik ölçütünü karşılamaktadır.
 
Mahkeme, başvurucunun yaptığı basın açıklaması nedeniyle yargılanmasının, PKK ile mücadele kapsamında milli güvenlik, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunmasına, suçların önlenmesine, suçluların cezalandırılmasına yönelik çalışmaların bir parçası olmasından bahisle, meşru bir amaç taşıdığını belirtmiştir.
 
  • Müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı yönünden yaptığı incelemede ise Mahkeme, 
  • Kişinin siyasetçi olması sebebiyle kamu makamlarının sınırlamada daha dar takdir yetkisinin olması,
  • Açıklamaların şiddete teşvik, ırkçılık, nefret içermemesi,
  • Açıklamanın siyasi yasakların kaldırılması, silahlı çatışmaların durması ve Öcalan’ın serbest bırakılması taleplerini içermesi,
  • Başvurucunun açıklamaları nedeniyle yargılanma ve ceza alma riskinin devam etmesi
 
gerekçeleriyle ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle de başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.
 
Başvurucu 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmişse de Mahkeme tespit edilen ihlal ile maddi zarar arasında illiyet bağı olmadığından bahisle maddi tazminat talebini reddetmiş olup 5.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine de karar vermiştir.

 
Başvuru No: 2014/12151
Başvurucu: Bekir Coşkun
Başvuru Tarihi: 23.07.2014
Karar Tarihi: 04.06.2015
Kararı Veren: Genel Kurul
 
Başvurunun Konusu:

Başvurucu bir köşe yazarıdır ve bir yazısı nedeniyle “kamu görevlisine hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarının işlendiğinden bahisle AK Partili iki milletvekili tarafından 01.10.2013 ve 10.10.2013 tarihlerinde kendisi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
 
Aynı yazı ile ilgili olarak 30.10.2013 tarihinde de başvurucu hakkında AK Partili başka bir milletvekili tarafından “kamu görevlisine hakaret suçundan” suç duyurusunda bulunulmuş, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da soruşturma başlatılmış olup kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara itiraz edilmesi üzerine 10.03.2014 tarihinde itirazın reddi kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
 
AK Parti’li diğer milletvekillerinin suç duyuruları ile başlatılan soruşturma neticesinde ise “kamu görevlisine hakaret” suçundan iddianame düzenlenmiş ve kamu davası açılmıştır. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçunun ise unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
 
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı basın yoluyla hakaret” suçunun işlendiğinden bahisle 29.04.2014 tarihinde başvurucu hakkında hapis cezasına hükmetmiş, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
 
Başvurucu bu karara karşı İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunmuşsa da itirazı reddedilmiştir.
 
Başvurucu, 
 
  • Hakkında kesin mahkeme kararı olmasına rağmen İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından mahkumiyetine karar verildiği, bunun ise adil yargılanma hakkının ihlal ettiğini
  • İlk derece mahkemesi kararında savunmanın görüşlerine yer verilmediğini, mahkumiyet gerekçesinin gösterilmediğini, bunun da adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini,
  • Güncel ve siyasi bir eleştiri içeren yazısı bakımından siyasetçilerin daha esnek ve hoşgörülü olması gerektiğini, mahkumiyet kararının ifade özgürlüğünü ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğini,
iddia etmiştir. 
 
İnceleme ve Karar:

Mahkeme başvuruyu ifade ve basın özgürlüğü yönünden incelemiştir.
 
Mahkeme, mahkumiyet kararının varlığı nedeniyle ifade özgürlüğüne müdahalenin var olduğunu, söz konusu müdahalenin TCK’nın 125. maddesindeki suça dayanması nedeniyle kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığını, kararın “başkalarının şöhret ve haklarının” korunmasına yönelik olduğu için meşru amaç taşıdığını belirtmiştir.
 
Mahkeme müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı açısından yaptığı incelemede:
  • Başvurucunun Türkiye’nin bilinen köşe yazarlarından olduğunu,
  • Söz konusu yazıyı Gezi Olayları’ndan sonra meydana gelen merdiven boyama eylemleri sonucu çıkan tartışmaların bir parçası olarak kaleme aldığını,
  • Başvurucunun iktidar partisine oy verenleri renk körü olmakla suçladığını,
  • İlk derece mahkemesinin kararında “eleştiri konusu olmadan yapılan eleştirel açıklamaların yalnızca küçümseme amacıyla yapıldığı” gerekçesine dayanıldığı,
  • Başvurucunun yazısında herhangi bir milletvekilini hedef almadığı, soyut düzeyde eleştiri yönelttiği,
  • İlk derece mahkemesinin başvurucunun şikayetçi milletvekillerini hedef aldığını kabul etmesinin, yalnızca başvurucunun sözlerine kendisinin verdiği anlamın ötesinde anlamlar yüklemesi ile mümkün olduğunu,
  • Tek tek milletvekilleri hedef alınsaydı dahi başvurucunun ifadelerinin yazının bütünlüğü ile değerlendirilmesinin gerektiğini,
  • Başvurucunun sert ifadeler kullanmasının doğal karşılanması gerektiğini ve siyasi tartışma özgürlüğünün demokratik sistemin temel ilkesi olduğunu,
  • Siyasetçilerin ve hükümetlerin diğer kişilere göre eleştirilere daha toleranslı olmaları gerektiğini, eleştiri sınırının özel kişilere göre daha geniş olduğunu,
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının cezaya maruz kalma tehdidi ve endişesi yarattığını,
Belirtmiş ve başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.
 
Başvurucu 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmişse de Mahkeme 5.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş ve yeniden yargılama yapılması için kararın bir örneğinin İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiştir.
Kaynak: Editör:
 
Etiketler: 1, Temmuz, 2015, tarihinde, Resmi, Gazetede, yayımlanan, bireysel, başvuru, kara
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı