Haber Detayı
14 Temmuz 2015 - Salı 19:43 Bu haber 1073 kez okundu
 
14.07.2015 TARİHLİ RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANAN AYM KARARLARI
14 Temmuz 2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan bireysel başvuru kararlarının özetleri...
AYM Kararları Haberi




Başvuru No: 2013/2041 

Başvurucu: Vinnel Brown and Root Service Coop. 

Başvuru Tarihi: 21.03.2013 

Kararı Veren: Birinci Bölüm 

Karar Tarihi: 10.06.2015 

Başvurunun Konusu: 

Başvurucu şirket, motorlu taşıtlar vergisinin (MTV) tahsili için adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açmış olduğu davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının (Anayasa madde 35) ihlal edildiğini iddia etmiştir. 

Başvurucu 2006, 2007, 2010, 2011 yıllarına at MTV için düzenlenen ödeme emirlerine ayrı ayrı dava açmış, aracın kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre,ilgili araç 1961 yılından beri trafik tescilinde Vinnel Corporation” adına kayıtlıdır ve bu şirketin kendi ismiyle benzerlik göstermesi nedeniyle hata yapılmıştır. 

Başvurucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 

İnceleme ve Karar: 

Mahkeme başvuruyu, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönünden adil yargılanma hakkı kapsamında incelemiştir. 

Derece mahkemesi, ret kararı gerekçesinde her iki vergi numarasının da aynı şirkete ait olduğunu, otomasyon öncesi bir şirket tarafından iki vergi numarası alınabilmesinin mümkün olduğunu, başvurucunun ilgisinin olmadığını belirttiği şirketin adresini kendi adresi olarak beyan ettiğini belirtmiştir. 

Mahkeme, başvurucunun yargılama sürecinde usule dair bir hak ihlaline ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunamadığını ve derece mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durumun tespit edilmediğini belirtmiş ve başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.

 



Başvuru No: 2013/3430 

Başvurucu: Muzaffer Gölen 

Başvuru Tarihi: 20.05.2013 

Kararı Veren: Birinci Bölüm 

Karar Tarihi: 10.06.2015 

Başvurunun Konusu: 

Başvurucu TEDAŞ Bingöl İl Müdürlüğü bünyesinde teknisyen olarak görev yapmış ve 2004 yılı mahalli idareler genel seçiminde Karlıova ilçesi belediye başkanlığına seçilmiştir. Seçimi kazanması üzerine TEDAŞ’taki görevinden istifa ederek belediye başkanlığı görevine başlamıştır. 

Başkanlık görevinin sona ermesinin ardından başvurucu emekli sandığına başvurmuş; fakat TEDAŞ bünyesinde çalıştığı süre emekli ikramiyesi ödemesinde değerlendirmeye alınmamıştır. 

İdare tarafından “seçim nedeniyle istifanın kıdem tazminatı almaya engel olduğu” belirtilmiştir. 

Başvurucu dava yoluna başvurmuş ve mahkeme başvurucunun, haklı sebeple fesih söz konusu olmadığından bahisle kıdem tazminatı almaya hak kazanamadığına karar vermiştir. 

Başvurucu kararı temyiz etmiş, Yargıtay ise onama kararı vermiştir. 

Başvurucu mülkiyet, seçme seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 

İnceleme ve Karar: 

Mahkeme mahalli idareler seçimlerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalmasından bahisle hem seçme, seçilme ve siyasi faaliyette buluna hakkı hem de ihlal iddiası bağlantılı olduğu için ayrımcılık yasağı kapsamında konu bakımından yetkisizlik kararı vermiştir. 

Mahkeme mülkiyet hakkı yönünden yaptığı incelemede başvuru konusu olayda mülkiyet hakkına konu olabilecek bir ekonomik değer ya da bu değeri elde etme yönünde “meşru beklenti” bulunmadığı, bu bakımdan mülkiyet hakkı kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatin söz konusu olmadığını belirtmiş ve konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 

 



Başvuru No: 2013/6218 

Başvurucu: Burak Günay 

Başvuru Tarihi: 06.08.2013 

Kararı Veren: Birinci Bölüm 

Karar Tarihi: 10.06.2015 

Başvurunun Konusu: 

Başvurucu hakkında hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlemek suçunu işlediğinden bahisle idari para cezası verilmiştir. 

Başvurucu, Alaplı Sulh Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilmiş, itiraz kabul edilerek idari yaptırım kararı kaldırılmıştır. Fakat kararda başvurucunun vekili hakkında vekalet ücretine ilişkin bir hükme ver verilmemiştir. Başvurucu bu nedenle kanun yararına bozma başvurmuştur. Başvuru şahsi hak bakımından kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. 

Başvurucu Sulh Ceza Mahkemesi kararını takiben bireysel başvuruda bulunmuştur. 

Başvurucu eşitlik ilkesi ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. 

İnceleme ve Karar: 

Mahkeme başvuruyu eşitlik ilkesi ve lehe vekalet ücretine hükmedilmemesi bağlamında adil yargılanma hakkı bakımından incelemiştir. 

Mahkeme ayrımcılık yasağı açısından yaptığı incelemede, kendisine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin başvurucunun herhangi bir beyanda bulunmadığını, iddiasını temellendirecek somut bir bulgu ve kanıt sunmamış olduğunu belirterek açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 

Adil yargılanma hakkı açısından ise Mahkeme, başvurucunun vekil ile temsil edildiği davayı kazanması neticesinde lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekliliğine ilişkin birçok yasal düzenleme ve Yargıtay içtihadının mevcut olduğunu vurgulamıştır. Bu doğrultuda başvurucunun kendisi lehine vekalet ücretine hükmedileceğini beklediğini; fakat Alaplı Sulh Ceza Mahkemesince bu beklentinin karşılanamadığını belirten Mahkeme, bu uygulamanın ilgili mevzuatın lafız ve amacına açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. 

Başvurucu tazminat talep etmemiştir. Mahkeme ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın ilgili mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. 

 



Başvuru No: 2013/7318 

Başvurucu: Halil Kaya ve Diğerleri 

Başvuru Tarihi: 30.09.2013 

Kararı Veren: Birinci Bölüm 

Karar Tarihi: 10.06.2015 

Başvurunun Konusu: 

Başvurucuların bir kısmı, Uşak ili Ulubey ilçesi yakınlarında bulunan ve siyanür kullanılarak işletilmekte olan altın madeninden çevreye yayılan siyanürün zararlı sonuçlarına maruz kaldıklarını, birçok kişinin bu sebepten hastalandığını ve ölüm tehlikesi atlattıklarını iddia ederek Eşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 26.06.2006 tarihinde maddi ve manevi tazminat davaları açmışlardır. Davalar birleştirilmiştir. 

Eşme ilçesindeki toplu hastalıklar ve zehirlenmeler üzerine soruşturma başlatılmış ve bilirkişi raporunda rahatsızlanmaların şebeke suyundaki koliform bakteri sayısındaki artış nedeniyle gerçekleştiği tespiti yapılması üzerine kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, yapılan itiraz ise Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. 

Eşme Asliye Hukuk Mahkemesi ise yaptığı incelemede  maden şirketinin çalışması sonucu toprakta ve suda bir kirlenmenin oluşmadığını, başvurucuların kanlarındaki siyanür düzeyinin normalin üzerinde çıkmasına rağmen bu kan örneklerinin nasıl alındığının bilinmediğini, bahsedilen rahatsızlıklar ile davalı madenin faaliyetleri arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek ve soruşturma dosyasına atıf yaparak davaların reddine karar vermiştir. 

Yargıtay, siyanürün insan sağlığına olumsuz bir etkisinin olup olmadığının ve somut olayda maden işletmesinin faaliyetinin etkilerinin üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir bilirkişi heyeti raporu ile tespit edilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.  

İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada bilirkişi heyeti görevlendirilmiştir. Mahkeme, sunulan kan düzeyi raporlarının siyanür zehirlenmesine kanıt olamayacağı, tüm deliller ve raporlar karşısında soyut tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, maden faaliyeti ile başvurucuların kanlarındaki siyanür düzeyinin yüksekliği arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. 

Karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmuş olup temyiz incelemesi kalen devam etmektedir. 

Başvurucular davalarının makul sürede sonuçlandırılmadığını iddia etmiş olup adil yargılanma hakkı, yaşam hakkı ve maddi ve manevi varlıklarını koruma geliştirme, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. 

İnceleme ve Karar: 

Anayasa Mahkemesi başvuruyu makul sürede yargılanma hakkı yönünden adil yargılanma hakkı ile, yaşam, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakları kapsamında incelemiştir. 

Başvuruculardan Mehmet Horuş’n başvurucu ayrı olarak incelenmiştir. Bu incelemede başvurucunun söz konusu derdest davada taraf olmadığı, başvuru yollarını kullanmaksızın bireysel başvuruda bulunduğu belirtilmiş ve başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme makul sürede yargılanma hakkı açısından ise yine davanın tarafı olmadığından kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 

Diğer başvurucuların yaşam, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakları yönünden yaptığı incelemede Mahkeme, başvurucular tarafından hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının usulüne uygun olarak tüketilmediğini belirtmiş ve başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 

Diğer başvrucuların yargılamanın makul sürede tamamlanmadığı iddiaları yönünden ise Mahkeme, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında 8 yılı aşkın süren yargılamanın makul olmayan şekilde geciktiğini belirtmiş ve makul sürede yargılanma hakkı bakımından adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. 

Başvurucular 20.000 TL manevi tazminat talep etmişlerdir. Mahkeme her bir başvurucu için ayrı ayrı 5.850 TL manevi tazminata hükmetmiştir.

 



Başvuru No: 2013/7525 

Başvurucu: Didem Tütenk 

Başvuru Tarihi: 02.10.2013 

Kararı Veren: Birinci Bölüm 

Karar Tarihi: 10.06.2015 

Başvurunun Konusu: 

Başvurucu İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu hakkında “koğuşunda yapılan genel aramaya karşı çıkmak ve kurum görevlilerine hakaret etmek” gerekçesiyle on beş gün hücre cezası verilmiştir Başvurucunun itirazı ise Karşıyaka İnfaz Hakimliği tarafından reddedilerek disiplin cezası onanmıştır. Bu karara yapılan itiraz ise Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı ile reddedilmiştir. 

Başvurucu anayasanın 17, 25 ve 38. Maddelerinde güvence altına alınan işkence yasağı, düşünce ve kanaat özgürlüğü ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. 

Başvurucu ayrıca adli yardım talep etmiştir. 

İnceleme ve Karar: 

Mahkeme başvuruyu adli yardım talebi, adil yargılanma hakkı, kötü muamele yasağı yönlerinden incelemiştir. 

Mahkeme adli yardım talebini kabul etmiş ve başvurucuyu yargılama giderlerinden muaf tutmuştur. 

Adil yargılanma hakkı açısından Mahkeme, süresi içinde başvuru yapılmadığı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. 

Kötü muamele yasağı açısından ise, kötü muamele iddiası ile ilgili olarak hiçbir başvuru yoluna başvurulmamış olması nedeniyle Mahkeme başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 

 



Başvuru No: 2013/8365 

Başvurucu: Filiz Aka 

Başvuru Tarihi: 06.11.2013 

Kararı Veren: Birinci Bölüm 

Karar Tarihi: 10.06.2015 

Başvurunun Konusu: 

Başvurucunun eşi Çetin Aka, 12.02.2005 bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Kaza ile ilgili soruşturma başlatılmış ve akabinde ceza davası açılmıştır. Başvurucu katılan sıfatıyla davada katılmıştır. 

Yargılamada sanıklardan biri 8/8 kusurlu bulunmuş ve hapis cezasına hükmedilmiştir. Diğer sanık hakkında ise beraat kararı verilmiştir. Yargıtay kararı bozmuş, sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından on duruşma yapılmış ve sanıklardan biri hakkında 4 yıl hapis ve adli para cezası kararı verilmiştir. 

Karar sanık tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay zamanaşımı gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar vermiştir. 

Başvurucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. 

İnceleme ve Karar: 

Mahkeme başvuruyu 17. Madde yaşam hakkı kapsamında incelemiştir. 

Mahkeme ilk derece mahkemesinin ikinci incelemesinin makul özen ve hız içerisinde gerçekleşmediğini belirtmiştir. Bunun sonucunda da yargılama sonunda kesin bir sonuca ulaşılmasını ortadan kaldıracak şekilde zamanaşımı nedeniyle düşme kararının verildiğini vurgulamıştır. Bu doğrultuda Mahkeme yaşam hakkının gerektirdiği etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir. 

Başvurucu 100.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme 20.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. 

 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: 14, Temmuz, 2015, tarihinde, Resmi, Gazetede, yayımlanan, bireysel, başvuru, kar
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı