Haber Detayı
15 Temmuz 2015 - Çarşamba 11:11 Bu haber 1180 kez okundu
 
15.07.2015 TARİHLİ RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANAN AYM KARARLARI
15 Temmuz 2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan bireysel başvuru kararlarının özetleri...
AYM Kararları Haberi


Başvuru No: 2013/7718

Başvurucu: Ayhan Yıldırım

Başvuru Tarihi: 09.09.2013

Kararı Veren: Birinci Bölüm

Karar Tarihi: 10.06.2015

Başvurunun Konusu:

Başvurucu hükümlü olarak Silivri 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunmaktadır.

Başvurucuun daha önceden infaz edilmekte iken yasa değişikliği sonucu kaldırılan cezasının mevcut cezasından mahsup edilmesi talebi İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

Başvurucu yaşam, kişi özgürlüğü ve güvenliği ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

İnceleme ve Karar:

Mahkeme başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

 


 

Başvuru No: 2013/8350

Başvurucu: Ejder Bildik

Başvuru Tarihi: 18.11.2013

Kararı Veren: Birinci Bölüm

Karar Tarihi: 10.06.2015

Başvurucu Adana Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 03.01.2006 tarihinde gözaltına alınmış ve silahlı suç örgütü kurma ve yönetme suçlarından tutuklanmıştır ve hakkında kamu davası açılmıştır.

Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi 14.07.2006 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

Mahkemece dava sonucu 12.05.2011 tarihinde başvurucuya müebbet hapis cezası verilmiştir. Yargıtay hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.

Başvurucu Anayasanın 10, 13, 36, 37 ve 38. Maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir ve 5237 sayılı Kanun’un 220. Maddesinin 5. Fıkrasının iptalini talep etmiştir.

İnceleme ve Karar:

Anayasa Mahkemesi başvuruyu yargılamanın sonucu itibariyle adil olmadığı ve akul sürede yargılama yapılmadığı yönlerinden adil yargılanma hakkı kapsamında, ayrıca kanun iptali talebi kapsamında incelemiştir.

Mahkeme, derece mahkemesinin gerekçesi başvurucunun iddiaları incelendiğinde, başvurucunun adil yargılanma hakkının unsurlarının ihlal edildiğine dair herhangi bir bilgi ya da kanıt sunamadığını belirtmiş, başvurucunun iddialarının kanun yolu şikayeti niteliğinde olmasından bahisle derece mahkemelerinin kararlarının bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik de içermediği gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir.

Mahkeme, 5237 sayılı kanunun 220. Maddesinin 5. Fıkrasının iptali talebi hakkında yaptığı incelemede, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda bir yasama işleminin doğrudan ve soyut olarak anayasaya aykırı olduğu iddialarının incelenemeyeceğini belirtmiş ve konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir.

Mahkeme, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığı iddiası yönünden yaptığı incelemede ise, davanın karmaşıklığının, yargılamanın kaç dereceli olduğunun, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatin niteliği gibi hususların bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir. Bu doğrultuda mahkeme yedi yıl dokuz aylık yargılama süresinin makul olmadığına ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucu manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme 2.950 TL manevi tazminata hükmetmiştir.

 


 

Başvuru No: 2013/9580

Başvurucu: Christiana Neuhofer

Başvuru Tarihi: 18.12.2013

Kararı Veren: Birinci Bölüm

Karar Tarihi: 10.06.2015

Başvurucu Isparta Eğirdir’de bulunan ve 1998 yılında mühürlenerek durdurulan kendisine ait inşaatın yıkılması gerektiği, aksi halde yıkılacağına ilişkin Barla belediyesinin 14.03.2006 tarihinde bildirilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle dava yoluna başvurmuştur.

Başvurucunun davası reddedilmiş, duruşma talepleri kabul edilmemiştir. Temyiz ve karar düzeltme yollarına gidilmesi sonucu davada kararın kesinleşmesi 17.09.2013 tarihinde gerçekleşmiştir.

Başvurucu adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Mahkeme başvuruyu, adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir.

Mahkeme, yargılamanın sonucu itibariyle adil olup olmadığı hakkında, derece mahkemelerinin kararlarının bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik de içermediği gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemezlik kararı vermiştir.

Duruşma yapılmaması yönünden ise mahkeme, duruşma yapılmasının zorunlu olmadığı, tarafların istemine ve derece mahkemelerinin takdirine bağlı olduğu gerekçeleriyle açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemezlik kararı vermiştir.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden ise, Mahkeme, başvurucunun Barla belediyesinin işlemi hakkında dava açıldığı fakat zarar tazmini için açılmadığını belirtmiş, tam yargı davası yolunun bulunduğunu belirterek başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Mahkeme yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı iddiası yönünden, davanın karmaşıklığının, yargılamanın kaç dereceli olduğunun, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatin niteliği gibi hususların bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir. İdari yargıda yargılama sürelerinin uzunluğunun önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Mahkeme, yedi yıl dört aylık yargılama süresinin makul olmadığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucu manevi tazminat talep etmemiş, 500.000,00 TL maddi tazminat talep etmişse de, Mahkeme “tespit edilen ihlal” ile “iddia edilen maddi zarar” arasından illiyet bağı bulunmadığından bahisle maddi tazminat talebinin reddine karar vermiştir.

 


 

Başvuru No: 2014/4147

Başvurucu: Nail Yılmaz

Başvuru Tarihi: 26.03.2014

Kararı Veren: Birinci Bölüm

Karar Tarihi: 10.06.2015

Başvurucu 19.12.2006 tarihinde “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından gözaltına alınmış, tutuklanmış, hakkında kamu davası açılmıştır.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Maddesi ile görevli) 15.04.2013 tarihli kararı ile başvurucunun 44 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluğun devamına karar vermiştir.

Başvurucunun tutukluluk süresinin beş yılı geçtiği iddiasıyla 24.04.2013 tarihinde tutukluluğun devamı kararına itiraz etmiş, itirazı 02.05.2013 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu bu karar da itiraz etmiş, itirazı 07.05.2013 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucunun 19.07.2013 tarihinde tutukluluğun devamı kararına yaptığı itiraz hakkında bir karar verilip verilmediği ise tespit edilememiştir.

Başvurucu 26.03.2014 tarihide bireysel başvuruda bulunmuştur. Ardından gerekçeli karar temyiz edilmiş, Yargıtay ilk derece mahkemesinin hükmünü bozmuştur.

İlk derece mahkemesi yaptığı yargılamada 05.12.2014 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Yargılama hala devam etmektedir.

Başvurucu, müdafiin soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlandığı ve delillere ulaşamadığı için savunma hakkının ihlal edildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı için makul sürede yargılanma hakkının, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

İnceleme ve Karar:

Mahkeme başvuruyu, savunma hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı yönlerinden incelemiştir.

Savunma hakkının ihlali iddiası yönünden Mahkeme, şikayetlerin bireysel başvuru yetkisinin başladığı tarihten önceye ait olduğu gerekçesiyle zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir.

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali iddiası için, Mahkeme, Ağır Ceza Mahkemesinin 07.05.2013 tarihli tutukluluğun devamı kararını en geç 26.03.2014 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, süresinde bireysel başvuruda bulunmaması nedeniyle süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir.

Mahkeme, makul sürede yargılanma hakkı yönünden, davanın karmaşıklığının, yargılamanın kaç dereceli olduğunun, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatin niteliği gibi hususların bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme sekiz yılı aşkın süredir devam eden yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucu 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme 4.400 TL manevi tazminata karar vermiştir. Başvurucu maddi tazminat talep etmişse de, Mahkeme “tespit edilen ihlal” ile “iddia edilen maddi zarar” arasından illiyet bağı bulunmadığından bahisle maddi tazminat talebinin reddine karar vermiştir.

 


 

Başvuru No: 2014/4199

Başvurucu: Hayati Aktop ve Diğerleri

Başvuru Tarihi: 26.03.2014

Kararı Veren: Birinci Bölüm

Karar Tarihi: 10.06.2015

Başvurucular, üye oldukları sendikanın aldığı karar doğrultusunda iki gün işe gelinmemesi edeniyle verilen kınama cezasının toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

Başvurucular söz konusu kınama cezaları hakkında iptal davası açmışlar, fakat Adana Bölge İdare Mahkemesi tarafından davaların reddine karar verilmiştir.

Başvurucular kanun yollarını tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

İnceleme ve Karar:

Mahkeme başvuruyu Anayasa’nın 51. Maddesinde güvencelenen sendika hakkı kapsamında incelemiştir.

Mahkeme öncelikle müdahalenin mevcudiyetini tespit etmiş, sonrasında müdahalenin kanuniliği, meşru amaç taşıyıp taşımadığı ve demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığı açılarından inceleme yapmıştır.

Mahkeme’ye göre başvurucuların sendikal faaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme katılmaları nedeniyle verilen kınama cezaları, sendika hakkına bir müdahaledir.

Müdahalenin 657 sayılı kanunun 26. Maddesi ve 125. Maddesi uyarınca gerçekleştirilmesi nedeniyle kanunilik ölçütünün karşılandığı belirtilmiştir.

Mahkeme, yapılan bir müdahalenin meşru amaç taşıdığının tespiti için, müdahalenin anayasanın 51. Maddesinde gösterilen sebeplerle yapılmış olması gerektiğini ve müdahalenin bu amaçları hedeflemediğinin söylenemeyeceğini belirtmiştir.

Demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük açısından ise, Mahkeme’nin tespitine göre, gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında, başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendika üyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinli sayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen, idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibi durumlarda sendika hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidi altında kaldıklarının belirtilmesi gerekir.

Başvurucuların öğretmen olduklarını vurgulayan Mahkeme, demokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazı sektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesinin mümkün olduğunu, bununla birlikte başvurucuların bu türden sınırlamalara tabi tutulmalarını gerektirecek bir görevde bulunduklarının ileri sürülmediğini belirtmiştir.

Mahkeme, verilen cezalar hafif olsa da başvurucuları meşru sendikal faaliyetlere veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir niteliğe sahip olduğunu vurgulamış ve cezaların zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanmadığını belirterek “müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığına” ve başvurucuların sendikal haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucular maddi-manevi tazminat talep etmişlerdir. Mahkeme, yargılamanın yeniden yapılmasında hukuki yarar görüldüğü için kararın yeniden yargılama yapılması için mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Maddi tazminat talebini yapılacak yeniden yargılama sonucu elde edilebileceği için reddetmiş, manevi tazminat talebini ise ihlalin tespiti ile yeniden yargılamaya karar verilmesi kararının yeterli tatmini sağlayacağı gerekçesiyle reddetmiştir.

 

 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: 15, Temmuz, 2015, tarihinde, Resmi, Gazetede, yayımlanan, bireysel, başvuru, kar
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
39
34
3
3
12
18
2
Galatasaray
38
40
4
2
12
18
3
Fenerbahçe
36
36
2
6
10
18
4
Beşiktaş
33
31
3
6
9
18
5
Trabzonspor
30
35
4
6
8
18
6
Göztepe
30
31
6
3
9
18
7
Kayserispor
30
26
4
6
8
18
8
Sivasspor
27
24
7
3
8
18
9
Bursaspor
25
28
7
4
7
18
10
Yeni Malatyaspor
23
21
7
5
6
18
11
Kasımpaşa
22
28
8
4
6
18
12
Akhisarspor
20
23
8
5
5
18
13
Alanyaspor
18
30
10
3
5
18
14
Osmanlıspor FK
18
26
10
3
5
18
15
Gençlerbirliği
17
22
9
5
4
18
16
Antalyaspor
17
20
9
5
4
18
17
Atiker Konyaspor
16
18
10
4
4
18
18
Kardemir Karabükspor
9
14
13
3
2
18
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı