Yazı Detayı
10 Şubat 2015 - Salı 21:46 Bu yazı 1869 kez okundu
 
Ad Finem Fidelis
Emin Tokatlıoğlu
 
 

Sadakat… İhanet ihtimalinin olduğu yerde en değerli nitelik.

İhanet… Güvenin olduğu yerde en korkulan eylem.

Güven… Korkunun olduğu yerde ihtiyaç duyulan duygu.

 

Herkes bir şeylerden korkar, herkes birilerine güvenir. Bazıları bu güvene ihanet eder. İhanet etmeyen bazılarını da sadık diye niteleriz. Yani sadakatten bahsedeceksek ihanet edilmemiş bir güvene ihtiyaç duyarız. Bu kadar net ve basit aslında bu konu da; hayata dair birçok şey gibi…

Çünkü o şairin “ayrılık da sevdaya dâhil” dediği gibi, güven de hayata dâhil.

 

Peki, güven devlete de dâhil mi?

 

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinden beri tartışmaların bir kanadı da hep güven ekseninde ilerliyor. “Bunlara” güvenecek miyiz yoksa güvenmeyecek miyiz? “Bunlara” güvenmeli miyiz, güvenmemeli miyiz? Yahu cidden biz “Tehlikenin farkında mıyız?”

 Politik süreci hepimiz takip ettik, ediyoruz. İstemesek bile takip ettik, ediyoruz. Öyle ki benim üç buçuk yaşındaki yeğenim bile ülkeyi kimin yönettiğini biliyor. Bu ülkede siyaset ve siyasiler çocuklarımızın zihinlerine dahi tecavüz ediyor. Ben sizi aynı siyasi sürecin ayrıntılarıyla boğmak istemiyorum.

Biz dört koldan hangi politik aktöre güveneceğimizi, neden güvenemeyeceğimizi tartışırken ironik şekilde her geçen zamanla beraber “güven” siyasete ve hayatımıza daha da dâhil oldu. Bugünlere geldiğimizde artık devlete dair ne varsa ana unsuru güven olmuş durumda. Beyefendi’ye güven... Beyefendi’nin güvenine mazhar olmak, olabilmek… Üstelik Beyefendi, -birilerinin başka birilerine güvendiği- eski mafyatik düzene tepki olarak ortaya çıkmış, bir başkaldırışın lideri. Devlet böyle bir şey sanırım, yıktığı her ne varsa kendi elleriyle tekrar inşa ettiriyor insana. Peki, bu geçen zamanda ne oldu? Erdoğan hukuk, adalet ve demokrasi vaadiyle ışıl ışıl parlarken ne oldu? Sadece “Dünya Beş’ten büyüktür!” dediği için mi gerçekten sırtını sıvazlayanlar artık parmak gösterir oldu? Oysa Erdoğan “One minute!” derken hala yükselen Türkiye’nin saygın halk kahramanıydı? Fakat Erdoğan o yıllarda hala Erdoğan’dı; henüz “Beyefendi” olmamıştı. Bu sebeple ben geçmiş dönemin ulusalcı zırvaları gibi olan bu “Önümüzü kesmek istiyorlar” minvalindeki tezleri ciddiye almıyorum.

                Kocaman bir ciglipaflar dünyasında yaşamadığımızın, her şeyin çok da tozpembe olmadığının hepimiz farkındayızdır, evet; fakat size bunu somut bir örnekle şöyle açıklayayım:

“Bunlar Amerikan, bunlar neo-con, bunlar CIA beslemesi, bunlar ABD dış politikasına göre hareket ediyorlar, bizi karalıyorlar, tarafsız değiller, iyi şeyleri hiç görmüyorlar.”

Biz bu dile aşinayız, bu söylemleri tanıyoruz. Nereden mi tanıyoruz? Perinçekçi ulusalcı artıklarından tanıyoruz mesela, darbeperest Türksolu’ndan tanıyoruz ya da mesela eşeğe başörtüsü geçiren TGB’den birinin imzası olsa bu sözlerin altında yadırgamayız. Bu argümanlar FKF’ye de yakışır zira kendileri Erdoğan’ı çocuk katili gayri meşru diktatör olarak nitelerken, Esad’a anti-emperyalist, demokrasi ve halk kahramanı yakıştırması yapabilecek rasyonellikte ve tutarlılıkta fikirlere sahipler.

Ne var ki bu söylemler Yıldıray Oğur’a ait, maalesef Yıldıray Oğur’a ait. Şu linkteki ( http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yildiray-ogur/584613.aspx ) yazısının özeti kısaca yukarıdaki ifadeler. E peki, söz konusu yazının içeriği yanlış mı? Buna “kesinlikle yanlıştır” diyemem ancak Yıldıray Oğur’dan da daha rasyonel ve objektif kıstaslara dayanan bir eleştiri beklemek hakkım. Değerlendirme kriterleri nedir, Türkiye bunları nasıl karşılayabilmiş ya da nasıl bu ölçütlere uymayarak puan alamamış yahut neden bize Çin’e yapılandan daha az eleştiri yapılmış? Bunları göremiyoruz yazıda; zaten amaç doğrultusunda ihtiyaç duymuyoruz da anladığım kadarıyla. Bu değişim bize bir stereotipi gösteriyor. Genç Sivil’likten başlayan macera nasıl ki bu eskinin devletçi dilini kullanacak sona ulaştıysa; tam olarak da öyle AK Parti devletin partisine dönüştü. Tam olarak bu süreçte Erdoğan artık “Beyefendi”, Beyefendi de devlet oldu.

 

Ve sonunda… Ad finem fidelis.

 

 İrlandalı Gilroy Hanedanı’nın mottosu ad finem fidelis. Bunu dilimize “Sonsuza dek sadık” olarak çevirebiliriz genel kullanım da bu yönde fakat “Sonsuza dek inançlı” şeklinde de çevirebiliriz. Her iki anlamıyla ve aynı anda iki anlamı da yansıtabilmesi ile gerçekten Erdoğan’ın ülkesini özetliyor bu deyim.

 

Sadakat ve inanç…

 

Beyefendi etrafındakilerden sadakat bekliyor, sonuna kadar bekliyor sonsuza kadar bekliyor. Bu kuşkusuz bir sadakat olmalı “ama, fakat” bunlar yok. Aksi halde Cemil Çiçek de olsanız, her ihtimale karşı hakkınızda kara propaganda çalışmaları başlatılır. Abdullah Gül de olsanız, Beyefendi’ye alternatif olma imkânınız varsa pasifize edilirsiniz. Bülent Arınç da olsanız, dilediğiniz gibi konuşabilmek için artık kaybedecek bir şeyinizin kalmamış olması gerekir. Hatta ve hatta Ahmet Davutoğlu olsanız bile çok fazla medyatik olmamanız, Beyefendi’nin önüne geçmemeniz gerektiği doğrudan ya da dolaylı olarak size anlatılır ve en ufak bireysel hamlenizde ihanet sorgulaması başlayabilir. Eğer Ali Babacan gibi alternatifsiz değilseniz hakkınızda şüphe duyulması gibi bir lükse de sahip değilsiniz bu Beyefendilik sisteminde.

Beyefendi hepimizden kendisine inanmamızı bekliyor. Sürekli bir olağan üstü durumdan geçtiğimize, bir gün çok müreffeh ve demokratik bir ülkeye kavuşacağımıza inanmamızı bekliyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir kavgası vardı. Bunun demokrasi kavgası olduğu söyleniyordu artık bir devrim misyonu olduğu vurgulanıyor. Nitekim defalarca tekrarlanan örnekleriyle bunun dönemin kurumlarıyla olan mücadeleden ötesi olmadığını net olarak anlıyoruz. Mesela YÖK, değiştirilmeyen siyasi partiler kanunu, aslında özelleştirme olduğuna inanmamız gereken kamulaştırmalar... AK Parti şunu gerçekten yerleştirdi artık herkesin zihnine, “darbe kötüdür”. Fakat darbe enstrümanları artık Beyefendinin şahsında zuhur etmiş “milli iradeye” hizmet ediyorsa bir devrimin aracı olur ve meşruiyet kazanır. Yahut MİT yasası, iç güvenlik paketi gibi “makyajlanmış OHAL yasaları” çıkarılırken dahi “Bu yetkileri alıyor, evet; ama kullanmıyor nasılsa” tezi sistemdeki en büyük denge ve fren mekanizması olur. Böylelikle de Anayasa Mahkemesi’nin varlığını ve gerekliliğini tartışmaya açabiliriz mesela.

Geçmişin tüm verileri bütün çıplaklığıyla gözümüzün önündeyken, bir de yeni anayasa yapılacağına ve bunun emsali görülmemiş bir demokrasi inşa edeceğine inanmalıyız. Kenan Evren’in faşist anayasasının bile yer yer özgürlükçü kaldığı bir dönemin içindeyken üstelik… Ortada somut bir öneri yokken; zihnimizdeki muhteşem başkanlık sisteminin getirileceğine dair -o minicik- ihtimalin hatırına, AK Partiye nitelikli çoğunluk vermeliyiz. İnanmalıyız, inancımıza sadık kalmalıyız ve güvenmeliyiz.

 

Artık -bir süredir- gerçek, yavaş yavaş AK Parti kadroları tarafından da daha yüksek sesle söylenmeye başlandı. Bu, her karşı duruşun -geçmişteki yaraları kendine zırh edinmiş- bir algı yönetimi ve propagandaya karşı kürek çekmek olduğu ve eninde sonunda herkesi boğabilecek bir akıntı. Üstelik bu şekilde, önümüze sarkıtılıp da bizi peşinden koşturan demokrasi havucunun bağlı olduğu sopa, eskiden yapılandan da daha sıkı tutturulmuş sırtımıza.

 

Peki, daha ne kadar sadık kalabileceğiz bu koşumuza ya da daha ne kadar inanabiliriz bir gün bu havucu yakalayacağımıza? 

 

emintokatlioglu@gmail.com

twitter.com/vavetius

 
Etiketler: Ad, Finem, Fidelis
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
2
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
3
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
4
Trabzonspor
28
32
4
4
8
16
5
Göztepe
27
28
4
3
8
15
6
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
7
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
8
Bursaspor
24
27
6
3
7
16
9
Sivasspor
23
21
7
2
7
16
10
Kasımpaşa
19
24
7
4
5
16
11
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
12
Alanyaspor
18
27
8
3
5
16
13
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
14
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
15
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
16
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
17
Gençlerbirliği
13
19
9
4
3
16
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı