Yazı Detayı
07 Ocak 2015 - Çarşamba 02:12 Bu yazı 1098 kez okundu
 
Tecavüz Hayata Karşı Elindeki Kırbaç mıdır, Yoksa Sırtındaki Kambur mudur?
Merve Çetin
 
 
Sabah kapının ziliyle uyanıyoruz. Gözlerim yarı açık yarı kapalı onu görüyorum. "Ne kadar genç ve güzel!" diye aklımdan geçiyor bir an ve tekrar uyuyorum. Bu sefer mutfaktan gelen bulaşık sesleriyle gözlerimi açıyorum ve yanına gidip "Hoşgeldin." diyorum Müzeyyen Abla'ya. Gündelikçilik yapıyor. Evi falan toparladı, temizledi. Kahvaltı sofrasına oturduk, çayımız demli, onu da çağırdık. Geldi. Yorulmuş tabi. Kahvaltı yapıldı, çaylar içildi. Son bardak keyif çayı olacak(tı!) Dedi "Bir sigara içsem?"
 
"Ne demek abla." dedim. "Al benden al bir tane." Güldü. "Demek hukukçusunuz siz, okuyun elbet, ben okuyamadım, okutmadılar. 14 yaşımdan beri hayata tutunmaya çalışıyorum, üzüntü, keder hepsi var."
 
"Ne çektin abla o kadar? Pek bir dertlendin." dedim.
 
"14'ümdeydim, babam 35'inde bir adamla evlendirecekti beni." dedi.
 
Hüzünlendim tabi, daha bir içten "Eee" dedim, "N'oldu?"
 
"Dua ettim. Allah'ım ya benim canımı al ya onunkini, dayanamıyorum!" dedim. "Ertesi gün kına gecem vardı, sabah bir haber aldık, nişanlım olan adam trafik kazası geçirmişü, öldü." dedi. "Hala vicdan azabı çekiyorum, benim duam yüzünden midir?" diye sordu, gözlerindeki o çocuksu korkuyu görebiliyordum. 
 
"Babam başlık parasını alamayınca, -nişanlımın bir arkadaşı vardı, bana talip oldu- ona verdi beni." dedi. 
 
"Onla mı evlendin abla?" dedim cevabın "evet!" olacağını düşünerek.
 
"Hayır."
 
"Halamın oğlu askere gidecekmiş, bizi ziyarete gelmişti." dedi.
 
"14'ümdeydim, bana tecavüz etti." dedi. Kanımı donduran bir soğukkanlılıkla. 
 
"Ne!" diye bir çığlık attım. Çünkü en fazla 40 olan bu güzel kadının böyle acılar çekmesine rağmen, böyle güzel olmasını anlayamıyordum. Kederlendikçe güzelleşmişti sanki. 
 
"Annem o sabah işe gitmiş, beni uyandırmadı giderken." dedi. 
 
"Keşke uyandırsaydı!" Bir nefes çekti sigaradan kederle.
 
"Ne yaptın abla?" diye sordum.
 
"Kaçtım, onunla kaçtım kızım, ne yapacağım, kimseye söyleyemedim ki! Dayımın kızı vardı, benim gibi çocuktu o da. 'Ya hamile kaldıysan Müzeyyen." dedi. Korktum ve kaçtım ben de. İmam nikahı kıydılar, yaşım tutmuyor tabi resmi nikâha. En acısı da neydi, biliyor musun? Evlendiğimde anladım hala bakire olduğumu, bilmiyordum ki nasıl olur, ne olur? Tecavüz ederken çok direnmiştim, demek k, bekaretimi kaybetmemişim. 14'ümdeydim, daha doğru düzgün adet olmuyordum ki nereden bilecektim, okula gitmiyordum ki nasıl öğrenecektim? O adamdan üç çocuğum oldu. Hep dövüyordu bizi, halam, ablası, ağabeyi hepsinden dayak yedim. Yevmiyesi 30 liraya it gibi çalışıyordum, 15 lirasını patron alıyordu, sigorta zaten yok. 
 
Üstüne eve gelince de adamdan dayak ye! Komşulardan bayat ekmek isterdim, köfteye koyacağım diye, halbuki buharlayıp çocuklara yedirdim. Bir gün polisler geldi eve 'Bu evde kavga varmış.' diye. "Yok." dedim. Çocuklara bir zarar gelecek diye korktum. Beni nezarethaneye attılar çocukları dövüyorum diye, adamı bulamayınca. Boşandık, nihayet. Bu arada ailem sırt çevirmişti, isteyerek, severek kaçtım sanıyorlarmış. Söyleyemedim ki ban tecavüz etti bu adam. 'Benden başka kimse almaz artık seni diye zorla kaçırdı.' demedim ki! Seneler sonra ağabeyime anlattım. Af dile benden, 'Bilsem, bilsem seni o adama bırakır mıydım Müzeyyen?' " dedi. 
 
Ellerim şakaklarımda, dirseklerim masaya dayalı dinliyorum Müzeyyen Abla'yı. 
 
"Peki." diyorum, "Abla, atlatabildin mi bu olayı?"
 
"Evliyim şu an, eşimi de seviyorum. Ama üzerime öyle habersiz gelse hala daha aklıma o an gelir, çığlık atarım.
 
"Gittin mi bir psikoloğa falan." diye soruyorum. Cevabı bilsem de.
 
"Ne doktoru be kızım! Ona sıra gelene kadar ne dertler var!" diyor ve ben inanmak istemiyorum. Bağıra bağıra ağlayasım geliyor. Gözlerim doluyor. Hayatının her dönemini böylesine etkileyebilecek bir travma yaşamış bir kadına; bu iğrenç olayın yasını tutmadan, tutamadan, başka sıkıntıların varlığıyla duygularını törpülemek zorunda kalan bu kadına ne diyebilirim ki? Her şeye rağmen yaşamak zorunda, her birimizin bir an durup düşünmeden harcadığı o dikdörtgen kağıtları çocuklarını okutabilmek, karnını doyurabilmek için kazanmak zorunda. Ona depresyona girme lüksünü dahi tanımadan ekmek kavgasına zorla iteleyen bu döngüye haykıra haykıra bağırmak istiyorum. Olmuyor. "HAYAT!" diyor, hafifçe gülüyor, gözleri dolu dolu, yine de umutlu, sigarasını söndürüyor ve kalkıyor masadan Müzeyyen Abla.
 
Etiketler: Tecavüz, Hayata, Karşı, Elindeki, Kırbaç, mıdır, Yoksa, Sırtındaki, Kambur, mudu
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı