Yazı Detayı
17 Kasım 2014 - Pazartesi 22:38 Bu yazı 1050 kez okundu
 
Üçlemenin İlk Cinayeti Uğur Mumcu Cinayeti Miydi?
Aykut Demirdöğen
 
 

 Üçlemenin İlk Cinayeti Uğur Mumcu Cinayeti Miydi?

 

 

Uğur Mumcu; araştırmacı-gazeteci-yazar. Bundan tam 20 yıl önce başka bir 24 Ocak sabahı katledildi. Neden mi? Tabi ki birçok görünen ve görünmeyen nedeni vardır. Çünkü iyi bir gazetecinin; onurlu, şerefli bir insanın öldürülmesi birçok kişinin işine gelebilir.

 

Bu yazıda aslında bağımsız olarak bir üniversite öğrencisinin izlemiş ve okumuş olduğu olgulardan çıkardığı sonucu okuyacaksınız.

 

Yazının başında da söylediğim gibi Uğur Mumcu birçok kişinin huzurunu(!) kaçırıyordu zaten. Peki ne oldu da, Uğur Mumcu ne yaptı da bardağı taşırdı?

 

İşte başlıyoruz.

Rahmetli Uğur Mumcu’nun elinde üç önemli dosya vardı öldürüldüğü dönem. Bunlardan ilki Barzani ve Talabani’nin Türkiye’de kurulacak Kürdistan(?) için ABD’ye söz verdiği, ABD’nin eyaletinden bir farklarının olmayacağını garanti ettiği iddiasıdır. Ve MOSSAD’ın Barzani’ye her yıl 50 Milyon $ bağış yaptığı iddiasıdır. Hatta öyle ki bu iddialar ortaya çıkınca dönemin İsrail Büyükelçisi Mumcu ile baş başa görüşmek ister. Mumcu her ne kadar bu görüşmenin baş başa yapılmasını istemese de görüşme gerçekleşir. Bu olayı Yavuz Donat şöyle anlatmaktadır: Bir gün ben bunu Güldal Hanım’a sordum. Uğur bir gün bir olay anlatmış karısına. Demiş ki: İsrail Büyükelçisi benimle öğle yemeği yemek istedi. Oturduk yemek yedik. İsrail Büyükelçisi bana sordu demiş. Uğur Bey öldürülmekten hiç korkmuyor musunuz?

 

Rahmetli Uğur Mumcu’nun elindeki ikinci bir dosya ise Abdullah Öcalan’ın MİT ile ilişkileri ile ilgili dosya idi. Ceyhan Mumcu olayı şöyle anlatmakta: Bu ortaya çıkınca Kürtlerin gazetesinde bir tehdit yazısı yazıldı: Kürt Halkı’nın dinamiği yakında Uğur Mumcu sorununu çözecektir. Uğur bu cümleden dolayı kendisine suikast yapılacağını düşünüyordu. Ali Sirmen ise: PKK ve Abdullah Öcalan ile ilgili bir çalışma hazırlıyordu. Vardığı sonuç şuydu: 12 Mart dönemi Şafak Davası’nda bazı gençler tutuklandılar. Bu arada Abdullah Öcalan bunlar arasından hafif cezalarla sıyırdı. Bu Uğur’un çok dikkatini çekmiş. Baki Tuğ’da(51. Hükümet Devlet Bakanı - Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın yargılandığı 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu Binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığındaki Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 nolu Mahkemesinin savcısı) demiş ki: O’nun bize çalıştığına dair bilgi geldi. Uğur da peki bunun sizde belgesi var mı diye sormuş. Baki Tuğ da bir bakayım bir dahaki buluşmamıza bulmaya çalışırım demiş. İşte o bir dahaki buluşma hiç olmadı.

 

Şimdi gelelim benim için asıl önem arz eden dosyaya. Buraya kadar olayların Rahmetli Turgut Özal ve Rahmetli Eşref Bitlis Paşa ile çok bir alakası yoktu. Ancak üçüncü dosya çok can(!) alıcı.

 

Uğur Mumcu katledilmeden hemen önce eline geçen bir dosyada, Makine Kimya Enstitüsüne yollanmış 100 bin adet silahın seri numaralarının silinmesi bilgisine ulaşmış. 15 Ocak 1991 tarihli dosyada kendisini JİTEM komutanı olarak tanıtan bir subayın 11 askeri araçla bu silahları teslim aldığı söylenmiş. Yer olarak da Irak Sınırı not düşülmüş. Olayı eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu şöyle anlatıyor: Araştırmayı yaparken önünüze bunları çok aydınlatacak bir dosya geliyor. Hemen Rahmetli Özal’ı arıyor. Özal’ı bulamıyor. Orada bir emir subayıyla (bence yanlışlık yaparak) bu olayla ilgili 20-25 dakikalık bir görüşme yapıyor. Daha sonra Eşref Bitlis Paşa’yı arıyor ve randevu alıyor. Eşref Bitlis Paşa’ya gidiyor, onunla konuşuyor.

 

Daha sonra bu dosyayı Uğur Mumcu’ya ulaştıran Albay D.C.K. 23 Ocak günü Mumcu’ya ulaşmaya çalışıyor. Amacı onu durdurmak ama ulaşamıyor. Sonraki gün de ulaşmaya çalışıyor ama bir sonraki gün ne yazık ki 24 Ocak olmuş oluyor bile.

 

Taşlar az çok yerine oturmaya başlamıştır sanırım. Peki Eşref Bitlis Paşa kimdir? Görevi başında ölen sayılı komutanlardandır. Malatyalıdır yani Rahmetli Özal ile hemşeridir. Normalde teamül gereği Jandarma Genel Komutanlığı’nın görev süresi 2 yıldır ancak Eşref Bitlis Paşa vefat ettiğinde 3. yılındaydı.

 

17 Şubat 1993’te yani Uğur Mumcu katledildikten 23 gün sonra Eşref Bitlis Paşa’nın binmiş olduğu uçak kalkıştan 3-5 dakika sonra radardan kayboluyor, bu durumdan 2-3 dakika sonra da düşüyor. Düşen uçak da ne uçak! İşte bu uçağı da Ahmet Özal şöyle anlatıyor: B-200’dür o uçak, çift motorludur. Bunlar tribün motorludur. Ben o uçaklarla çok uçtum, pilot olarak da çok uçtum. Onların motorları turboprop Amerikan marka motorlardır. Bunların özelliği 13 milyon saat yani 1400 sene non-stop uçabilmeleridir. Ama iki motorun 50 saniye arayla durma ihtimali yoktur. Eğer duruyorsa komplo var demektir.

 

Ve son olarak da 17 Nisan 1993’te Turgut Özal’ın şüpheli ölümü ki artık tamamen şüpheli. Rahmetli Mumcu’nun katledilmesinden 88 gün, Rahmetli Eşref Bitlis Paşa’nın ölümünden ise 65 gün sonra.

 

Aslında Ahmet Özal’ın açıklamalarının ışığında benim anladığım Rahmetli Özal 93 yılının sonuna kalmadan terör olayını çözmek istiyordu ve bu yüzden Eşref Bitlis Paşa ile çalışıyorlardı. İşte tam olarak burada işin içine bir başka isim daha giriyor. O da 5 Şubat 1993’de vefat eden Adnan Kahveci. O da bu süreçte Özal ile çalışıyordu. Uğur Mumcu ise araştırmakta olduğu dosya sebebiyle katledildi.

 

Aslında ölüm tarihlerini şöyle alt alta yazsak bile bağlantı kurulabilir sanırım:

 

              24  Ocak 1993 Uğur Mumcu

              5   Şubat 1993 Adnan Kahveci

              17 Şubat 1993 Eşref Bitlis

              17 Nisan 1993 Turgut Özal

 

Yazının devam eden kısmında Mumcu’nun vefatından sonra meydana gelen düşündürücü olaylara yer vereceğim.

 

Bunlardan ilki 1994 yılında; Güldal Mumcu dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a “Uğur Mumcu’yu neden koruyamadınız” diye bir soru yöneltiyor. Aldığı cevap aslında neden korunamadığının en güzel göstergesi: İhmal etmişiz. İşte bu kadar basit.

 

Bunlardan bir diğerini ise Ceyhan Mumcu anlatıyor: Doğan Güreş bir yazı yazdı. Genelkurmay Başkanlığı suikast haberini alıp Ankara Valiliğini uyardı diye. Ankara Valisi ise cevaben: Şehrimde Uğur Mumcu diye bir gazetecinin yaşadığını suikastla öğrendim. Dönemin Ankara Valisi en uzun süre Ankara Valiliği yapan (1991-1999) Erdoğan Şahinoğlu idi.

 

Mumcu suikastı ile ilgili olarak paylaşacağım son şey ise soruşturmanın yürütülmesiyle alakalı olacak. Soruşturmayı yürüten ilk savcı Ülkü Çoşgun, Güldal Mumcu’nun iddiasına göre “Bu operasyonu devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözer” demiştir. Ülkü Çoşgun ise 28 Kasım 2012’de Hürriyet’e verdiği röportajda bunu yalanlamıştır. Devam edersek eğer; Ülkü Çoşgun 1994 yılında savcılıktan DGM yedek hakimliğine atanmıştır ve soruşturmayı da bırakmıştır. Yerine atanan Kemal Ayhan ise ne tesadüftür ki ailesi tatilde olduğu dönemde 26 Haziran 1995’te evinde ölü bulunmuştur. Öyle şüphesiz(!) bir ölümdür ki otopsi yapılma gereği bile duyulmamıştır. Ülkü Çoşgun 28 Kasımda 2012’de Hürriyet’e vermiş olduğu demeçte Kemal Ayhan’ın ölümü için ise şunları söyleyerek “Ankara DGM Savcısı Kemal Ayhan, benim de tanıdığım sevdiğim yıllarca oda ve lojman komşuluğu yaptığım bir meslektaşımızdı. 1.70 boylarında, 90-100 kilo, zaman zaman nefes darlığı çekiyordu. Eşi ve kızı tatile gittiği sırada elinde kumanda korumalı lojmanında öldü. Eğer ölümünde şüpheli bir durum olsaydı, Başsavcımız Demiral gerekli soruşturmayı yaptırırdı. Ailesi ile de görüşülerek, otopsi yapılmasına gerek görülmemiştir.” Savcı Kemal Ayhan’ın ölümünü şüphesiz bulduğunu ifade etmektedir.

 

Sonuç olarak öldürülmenin katledilmenin şeref olduğu bir ülkede, hala hayatta olmanın yükü omuzlarımızda durmaya devam edecektir. Saygıyla, sevgiyle ve rahmetle anıyoruz.

 

 

                                                                     Ömür Aykut DEMİRDÖĞEN

 
Etiketler: Üçlemenin, İlk, Cinayeti, Uğur, Mumcu, Cinayeti, Miydi
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
39
34
3
3
12
18
2
Fenerbahçe
36
36
2
6
10
18
3
Galatasaray
35
37
4
2
11
17
4
Beşiktaş
33
31
3
6
9
18
5
Trabzonspor
30
35
4
6
8
18
6
Göztepe
30
31
6
3
9
18
7
Kayserispor
30
25
3
6
8
17
8
Sivasspor
27
24
7
3
8
18
9
Bursaspor
25
28
7
4
7
18
10
Yeni Malatyaspor
23
21
7
5
6
18
11
Kasımpaşa
22
28
8
4
6
18
12
Akhisarspor
20
23
8
5
5
18
13
Alanyaspor
18
30
10
3
5
18
14
Osmanlıspor FK
18
26
10
3
5
18
15
Gençlerbirliği
17
22
9
5
4
18
16
Antalyaspor
17
20
9
5
4
18
17
Atiker Konyaspor
16
18
10
4
4
18
18
Kardemir Karabükspor
9
14
13
3
2
18
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı