Yazı Detayı
02 Mart 2016 - Çarşamba 10:52 Bu yazı 567 kez okundu
 
AYM'nin Can Dündar ve Erdem Gül Kararı Üzerine Yapılan Tartışmaların Düşündürdükleri
Uğur Tabak
 
 

Anayasa Mahkemesi'nin Can Dündar ve Erdem Gül kararı üzerine yapılan tartışmalar hakkında kısa bazı saptamalar yapmak ihtiyacı hissettim. Ama öncelikle meseleye hangi perspektifle bakmak gerektiğini ortaya koymam gerekir. Bu perspektif ise tahmin edileceği üzere İkarus'ta yıllardır eksenimizi oluşturan insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti kavramlarından oluşuyor.

Modern devletin üzerine kurulu olması gereken üç temel yapıtaşı vardır: İnsan hakları, hukuk devleti ve demokrasi. Bir devletin tüm kurum ve kurallarında bu üç yapıtaşının kaynak ve amaç olarak alınması şarttır. Bütün meselelerde de bu böyledir. Somutlaştıracak olursak, Cerattepe'ye, yeni anayasaya, Kürt sorununa, başkanlık sistemi tartışmalarına vs. hep bu perspektiften bakmak gerekir.

İnsan hakları, tüm insanların "yalnızca insan olmalarından kaynaklanan, doğuştan sahip oldukları, devredilemez, vazgeçilemez"  hak ve özgürlüklerini ifade eder. Öyle ki bireylerin devleti oluşturmalarının tek amacı olsa gerektir. Bu da insan hak ve özgürlüklerini teminat altına almaktır. 21. yüzyılda başka hiçbir kavram herhangi bir hareket ya da siyasi iktidar için meşruiyet temeli olarak kabul edilemez.

Demokrasi, klasik Abraham Lincoln tarifiyle halkın halk için halk tarafından yönetilmesidir. Fakat bir adım daha ileri attığımızda karşımıza demokratik devlet ve demokratik toplum kavramları çıkmaktadır. Demokratik devlet, düzenli aralıklarla serbest seçimlerin yapıldığı, muhalefetin iktidara gelme ihtimalinin bulunduğu, temel kamu haklarının tanınmış olduğu bir devlettir. Özgürlük kural, sınırlama istisna olmalıdır. Demokratik toplum ise üç temel unsurdan oluşur: açık fikirlilik, hoşgörü ve çoğulculuk. Bu unsurlar özellikle ve öncelikle ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, ayrımcılık yasağı, özel yaşama saygı hakkı, örgütlenme özgürlüğü gibi hakların güvence rejimlerinde karşımıza çıkmaktadır.

Hukuk devleti ise, kimi sistemlerde "hukukun üstünlüğü" olarak da geçen haliyle, birçok unsuru içinde barındırmakla beraber en öz tanımıyla "kanuna değil hukuka uyan devlet" anlamına gelmektedir. Bu küçük ifadenin ise oldukça kalabalık bir arka planının olduğunu söylemek gerekir. Kısaca belirtmek gerekirse; yargı bağımsızlığı, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik, şeffaf yasama ve yürütme süreçleri, yasama ve yürütmenin yargısal denetime açık olması, keyfilik yasağı, ayrımcılık yasağı, insan haklarının korunması, adalete erişim-adil yargılanma hakkı diyebiliriz.

Bu saydığım üç yapıtaşının aslında birbirinden ayrı düşünülmesi gereken kavramlar olmadığını, hepsinin birbiri içine aşılanmış durumda olduğunu görülmektedir. Nihayetinde hukukun işin içinde olduğu meselelerde bu perspektifin dışına çıkılarak yapılan hiçbir yorumu doğru bulmamaktayım.

Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararının henüz gerekçesi açıklanmamışken okumasını yapacak değilim. Fakat mahkemenin kararına verilen tepkiler bu yazıyı yazma ihtiyacını doğurdu.

Değinmek istediğim iki nokta var. Birincisi yerel mahkeme tarafından gereği yerine getirilen bu kararın uygulamasında cumhurbaşkanının herhangi bir rolünün olması teknik olarak söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanının karara uymadığını söylemesi anlamsız bir ifadeden başka bir şey değildir.

Öte yandan Cumhurbaşkanının derece mahkemesinde devam eden yargılama hakkında "derece mahkemesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararına karşı direnebileceğini" söylemesi başlı başına bir meseledir. Zira Cumhurbaşkanı, bu söylemi ile yargıçlara telkinde bulunarak Anayasa'nın 138. maddesinde yer alan "Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmünü açıkça ihlal etmektedir. Cumhurbaşkanının -başdanışmanının ifadesiyle "devletin ve hükümetin başı sıfatıyla" sarf ettiği- bu sözlerinin "hukuk devleti" kavramı ile bağdaşmadığı ortadadır. Ek olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağladığı yönündeki Anayasa md. 154 hükmünü de hatırlatmak gerekmektedir. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla AYM kararının gönderildiği mahkemenin bu kararın gereğini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. İyimser bir bakış açısıyla Cumhurbaşkanının aksi yöndeki beyanının bilgisizlikten ileri geldiğini söyleyebilirim.

İkinci nokta Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yaptığı açıklamalarla ilgili. Bakan Anayasa Mahkemesi'nin anayasaya ve yasaya aykırı bir şekilde karar verdiğini ifade etmiştir. Kararın gerekçesi henüz ortada yokken bir "hukukçu" tarafından yapılan bu "cesur" yorum belirtmek gerekir ki yersizdir. Biz biliyoruz ki 'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz'. Karar, gerekçesi açıklandığında, yani bilgi sahibi olunduğunda, Anayasa'ya ve İHAS'a uygunluk açısından zaten tartışılacak ve belki de burada yeni bir yazının konusu olacaktır. Kaldı ki Adalet Bakanı bu haliyle de kararın hangi Anayasa ya da yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirtememiştir.

Bu gelişmeler bir bütün olarak yukarıda değinilen perspektiften okunduğunda çok daha önemli sonuçlar çıkarılacaktır. Şöyle ki; hukuk devleti, insan hakları ve demokrasi üçlüsünün tamamında çok temel problemler taşıyan bir devlet ve toplumda yaşamaktayız. Böyle bir tabloda, Cumhurbaşkanı'nın kamuya yaptığı bir açıklamada -doğru ya da yanlış- bir mahkeme kararına uymamaktan bahsetmesi ve mahkemelere telkinde bulunması hukuk devleti açısından sorunlarımızın çok temelde olduğunu, bu konuda ilkel bir aşamada olduğumuzu kanıtlıyor. Zira bahsedilen senaryo hiç yabana atılacak türden bir senaryo değildir. Yasama ve yürütme işlemlerini istediğiniz kadar yargı denetimine açın, yargısal süreçlerde bireylere istediğiniz kadar usuli güvenceler tanıyın, mahkemelerden istediğiniz kadar hak ve özgürlükler lehine karar çıksın, eğer nihayetinde verilen mahkeme kararına devletin organları uymazlarsa, ademi infaz bireyin aklında "olağan şekilde oluşan" bir olasılık haline geliyorsa bu sayılanların hepsi anlamsız hale gelecektir, yani hukuk devleti çökecektir. Bu açıdan yapılan açıklama en hafif deyimle "hukuk devleti açısından büyük bir talihsizlik"tir. Yerel mahkemeye telkinde bulunan bir diğer isim olan Adalet Bakanı'nın ise HSYK'nın başkanı olduğu unutulmamalıdır. Yargı bağımsızlığı açısından değinilen yapısal garabetin üzerine bir de telkinde bulunulması yürütme organının yargı organı üzerinde yarattığı baskının hesaplanabilmesi için bana göre yeterli. Bir gazetecinin hükümet yetkilisine "bu karardan sonra anayasa mahkemesinin yapısında bir değişikliğe gidilip gidilmeyeceği" yönündeki sorusu ise içinde bulunulan vahim durumun farkında olmadan ortaya konulduğu -ve fakat kimsenin farkına varmadığı- bir örnek olmuştur.

Anayasa Mahkemesi'nin kararının gerekçesini beklemekle birlikte, kişisel görüşüm kararın özgürlük ve güvenlik hakkı ile ilgili hüküm bölümünün doğru olduğu yönünde. Basın faaliyetinin, basının "kamunun bekçi köpeği" olma rolünün, kamusal tartışmalara katkı sağlayan ifadelerin yayılmasının, "devlet sırrı" ve "casusluk" gibi belirsiz kavramlara kurban edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Bu kapsamda tutuklama açısından "kuvvetli suç şüphesi" şartının, ilgili haber ve yayınların "basın faaliyeti" olması sebebiyle gerçekleşmediği söylenebilir. Basın özgürlüğü ihlali açısından ise devam eden bir iç hukuk yolu mevcut olduğu için hangi sebebe dayanılarak ihlale hükmedildiği sorusu ancak gerekçeli karar ile açıklığa kavuşacak. Bu süreçte ise mahkeme kararlarının eleştirilmesi ile devlet makamlarının -zaten koma halindeki- hukuk devletini örseleyici yaklaşımları birbirinden ayrılarak değerlendirilmeli.

 
Etiketler: AYMnin, Can, Dündar, Erdem, Gül, Kararı, Üzerine, Yapılan, Tartışmaların, Düşünd
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı