Yazı Detayı
08 Şubat 2015 - Pazar 21:48 Bu yazı 1968 kez okundu
 
Vakıf Üniversitelerinde Züppeler Yok
Sercan Polat
 
 

Vakıf üniversitelerindeki öğrencilerin "zengin çocuğu" olduğu düşünülür. Hatta bu öyle bir hale gelmiştir ki vakıfta okuduğu için öğrencileri "suç ortağı" gibi görenler bile vardır. Böylece üniversitede birşeyleri değiştirme çabası olanlar "özel okul solcusu" diye hor görülür.
      Halbuki onlar özel üniversitelerin karşısında duracak asıl kişiler, çünkü bunun mağduru onlar. "Parayla diploma almak" demogojisine maruz kalmak pahasına eğitimine devam etmek zorunda olan öğrenci bir şekilde kendini bu üniversitelerde buluyor.
   Her sene yaklaşık 2 milyon kişi, üniversiteli olabilmek sınava giriyor. Ortada 800 bin kontenjan olunca, herkesin üniversiteli olamayacağı aşikar.
     Eğitim hakkı dediğimiz şey bu duruma göre "kazanan"a verilen bir ödül oluyor. Peki üniversiteler bilim üreten yerler mi hala?
     Aileler çocuklarının eğitimine çok önem veriyor ve her türlü harcamayı yapmaya hazır. Böyle olunca vakıf üniversiteleri, "Sektör" haline geldi.
     
     Bu konuyu 3 bölümde açıklamaya çalışacağım;
     1- Vakıf üniversitelerinde kimler okuyor?
     2- Sermaye, bilim için nasıl bir tehdit?
     3- Öğrenci mücadelesinde vakıf üniversiteleri ne rol alabilir?

     Vakıf üniversitelerinin profili özellikle son 10 yılda çok değişti. Veliler evlerini arabalarını satıp, borçlanıp çocuğunu okula gönderiyor. Ama öğrencilerin okulda gördüğü muamele hala "zengin çocuğu" gibi. Üniversitenin firmalara kiraladığı yerler, öğrencileri müşteri olarak görüyor. Hatta Özyeğin Üniversitesinin shuttle fiyatlarına karşı eylemine, servis firmasının sahibi şu yanıtı vermişti: "36 milyarlık yıllık parası olan okulda devrimcilik oynamak da komik oluyor." Bu, öğrenci üzerinden para kazanmayı ne kadar meşru gördüklerinin sadece bir örneği.
     Öğrenci, günlük ihtiyacını karşılayınca geriye sosyalleşecek ve kendini geliştirecek parası kalmıyor. Günlük ihtiyacı karşılamak bir devlet üniversitesinden en az 5 kat pahali. Böylece üniversite hayatı denilen şey yalnızca derslere girmekten ibaret kalıyor. Böyle bir öğrencide ne yaratıcılık gelişiyor ne de toplum adına farklı bir düşünce. Yalnızca her düzenin "bir parçası" oluveriyor.
Bu nedenle öğrencileri, zaten cebinde parası olan zengin çocukları olarak görenler, sömürüyü meşrulaştırıyor. Okula ödenen para, kampüs alanlarının firmalara verilmesine yetmiyor belli ki...

     İkinci olarak, sermayenin üniversiteden niçin kovulması gerektiğini savunacağım. Bir çok mütevelli heyeti başkanı, üniversite dışında işlerle uğraşıyor. Yani vergi cezasından tutun, ihale alamamaya kadar bir çok kaygıları var. İş hayatındaki fırsatlarının devam edebilmesi için, üniversitesine "mukayyet olmalı"lar. Bu mukayyet olmanın anlamı şu: üniversitede hocaların iktidarı kötüleyip durması bir üniversiteye yakışmaz. Öğrencilerin öyle eylem falan yapmaları, bildiri dağıtmaları, afiş asmaları yakışmaz. Okul bahçelerinde öpüşmek falan yakışmaz. E tabi iktidarın hak gördüğü tüm şeyler üniversitelere derhal kazandırılır.
Bir de tabi üniversitenin mali açıkları var. Herhalde Anayasadaki "Vakıf Üniversiteleri kâr amacı güdemez" maddesini gerçek sanmadınız? Yani kâğıt üzerindeki bir cümle için adamların onca "yatırımı"nın boşa gidecek hali yok elbette. Mali açıkların tespit edilmemesi için üniversitede hoş karşılanmayacak şeyler yapılmamalı. 
     İşte bu yüzden öyle ne idiğü belirsiz herkesi konuk olarak çağıramazsınız. İstediğiniz etkinliği falan yapamazsınız, üniversitenin bir "marka değeri" var, bunu yıpratmaya hakkınız yok. Ufak tefek yemekhane yurt fiyatı gibi sorunlar için de ortalığı karıştıranların zaten niyeti başka. Sanki düzgünce isteseler üniversite yönetimi bu sorunları çözmeyecek. Hocalar da birine saldırmadan, popstar gibi televizyonlara çıkmadan, öğrencileri gaza getirmeden istediğini söyleyebilir zaten.
     Bunlar üniversitenin şuan sahip olduğu "özgürlük"ler. Tüm bunlardan sonra üniversitenin, bilim üreten bir yer olarak kalması mümkün değildir. Çünkü amaç bilim yerine çoktan kâr'a dönmüştür.

     Öğrenci Mücadelesi"nden kastım ne, önce bunu açıklamalıyım. Öğrenci, tüm toplumsal konulardan tutun, kendi bulunduğu yerdeki tüm düzen hakkında "en olmadık" şeyi söyleyebilen, bununla kalmayıp, birşeyleri değiştirmek için tüm cesur adımları atan kişidir.
Bunun ilk adımı elbette "öğrenci olmak" ile ilgili olacaktır. Öğrenci mücadelesi bu yüzden ilk olarak eğitim hakkının peşindedir. Ve bu hak yalnızca "diploma alma hakkı" değildir. Ayrıca "özgür bir zihne sahip olma hakkı"dır, "şirketler için yetişen fabrika ürünü olmama hakkı"dır. Bu yüzden 4 yıllık eğitim hayatı, oku ve kurtuldan ibaret olmamalıdır. Genç düşüncenin dinamizmi, bir toplumu ileriye götüren temel etkenlerden biridir.
     Üniversite ayrıca özgürlüktür. Öğrenci kendi zihnini keşfetme çabasındayken onu sınırlamak, onu öldürmektir. Şunu kast ediyorum; öğrencinin yapacağı hiçbir uğraşa üniversite engel olamaz. Kendi doğrularını arayan öğrenci, belli bir kalıba sokulamaz. Üniversite, öğrencilerin faaliyetleriyle adının kötülendiğini de savunamaz. Zira bir "ad" yönetenlerin değil, yaşatanların belirlediği bir "marka değeri"dir.
     Bu yüzden vakıf üniversitelerinden vazgeçmek, oradaki öğrencileri keyfine düşkün sorumsuz ve rahat tipler olarak görmek, gençliğin hatası olur. Bu öğrenciler hakikaten böyleyse bile, bu maruz kaldıkları eğitim yüzündendir ve onları kaderine terk edemezsiniz. Zira yalnızca diploma vaadeden bu eğitim, üniversite yönetimi ve öğrenci arasında anlaşmaya da konu olamaz. Yaz okulu veya başka formüllerle sıfır bilgisi olan öğrenciye bir şekilde diploma veren üniversite, önce gençliğin sonra tüm toplumun düşmanıdır.
     Darbelerden sonra üniversite öğrencisini sindirmek için kurulan vakıf üniversitelerinden, yıl içindeki sınavlarla boğulan, her an mali tehdide maruz kalan ve şirketleri yönetmek için yetiştirilmeye çalışılan öğrenciyi kurtarmak, öğrenci mücadelesinin en önemli alanlarından olmadıkça, toplumu ileri götürmek hedefinde eksik kalan birşeyler her zaman olacaktır.
     Sonuç olarak, vakıf üniversitesine karşı olmak, vakıf üniversitesine giden öğrenciye karşı olmak anlamına gelmemeli. Bunun mağduru olan öğrencilerin dinamiği ancak bunun mücadelesini verebilir. Sanırım solun bu konuyu bir daha düşünmeye ihtiyacı var.

 
Etiketler: Vakıf, Üniversitelerinde, Züppeler, Yok
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
22
20
0
1
7
8
2
Göztepe
17
20
2
2
5
9
3
Akhisarspor
16
14
2
1
5
8
4
Medipol Başakşehir
16
13
2
1
5
8
5
Fenerbahçe
14
17
2
2
4
8
6
Beşiktaş
14
13
2
2
4
8
7
Kayserispor
14
12
2
2
4
8
8
Bursaspor
12
16
4
0
4
8
9
Sivasspor
12
14
4
0
4
8
10
Alanyaspor
11
19
4
2
3
9
11
Trabzonspor
9
17
3
3
2
8
12
Antalyaspor
9
11
4
3
2
9
13
Yeni Malatyaspor
8
14
4
2
2
8
14
Kasımpaşa
8
13
5
2
2
9
15
K. Karabükspor
8
11
4
2
2
8
16
Gençlerbirliği
7
9
5
1
2
8
17
Atiker Konyaspor
7
8
5
1
2
8
18
Osmanlıspor FK
4
10
6
1
1
8
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı