Yazı Detayı
16 Aralık 2014 - Salı 10:56 Bu yazı 1160 kez okundu
 
Sokak Adamı
Eylem İlgün B.
 
 

Yıllar önceydi…

Serseriliğin, kendi başına olmanın, hala genç hissetmenin anlamlarını yüklediğim İstiklal Caddesi’nde anlamsız ve amaçsız yürüyordum. İçimdeki yalnızı bulmayı da severdim, kalabalıkların küçücük bir parçası olmayı da. Hatta kendimi bir sinema filminin karesindeymişim gibi hissetmenin en yoğun keyifli iç bulantısını da en çok bu anlarda hissederdim.

Tünele doğru giderken bir lokantanın önünden “sokak adamı” diye tabir edilecek birinin yanından geçtim. Bu tanım da “sokak çocuğu”nun bir başka versiyonu sanki. Sokakta yaşayan, sokakta yatıp kalkan, sokakta dilenen, sokakta şarap içen, gündüz vakti eski bir apartmanın merdiveninde kıvrılıp uyuyabilen, istediğinde küfür edip ağız dolusu sövebilen, esrar içen, uyuşturucu kullanan, baş parmağıyla orta parmağı arasındaki sigara mütemadiyen sona yakın ve eli titrediği için o da titreyen, yaklaşıldığında uzaklaşılması gereken, kokusunu alacak kadar yaklaştıysan burnunu tıkaman gereken, herhangi bir anda elinde kesici bir aletle herhangi bir şey isterse kendi hayatının devamlılığı gereği hemen vermen gereken, vesaire vesaire...

Hepimizin bildiği bir sokak adamı işte.

Sokak adamı lokantanın önünde camdaki yemeklere bakarken ona bir döner ısmarlayabileceğimi düşündüm. Böylece para vermemiş olur, sadakayla döndürülen hayatına prim vermez ama bu dünyadaki bir öğünü pekala ona ikram edebilirdim. Hatta fırsat olsa karşılıklı oturup yemek yemek de isterdim ama ne de olsa çok yaklaşılmaması gereken bir sokak adamıydı o, paketi verir vermez hızlıca uzaklaşırdım.

Yaşı belki elliye yakındı, belki de bu kirlilik ve döküntülülüğün yanılsamasıydı görünen yaşı. Belki karısı terk etmiş kendini sokaklara vurmuştu. Belki iş güç sahibi bir adamdı, iflas etmişti, intihar edecek gücü kendinde bulamamıştı. Belki, belki, belki... Bütün aklına gelen hikayeler bunlardı.

Havanın yavaş yavaş kararmaya başladığı, gittikçe kalabalıklaşan insan selinin içinde onu ayrı tutup izlemeye çalışırken benden önce davranan biri oldu. Camından içeri baktığı lokantadan çıkan genç bir adam, elinde o lokantanın kağıdına sarılmış bir paketi ona uzattı ve “al bunu” gibi şeyler söyledi. Sokak adamı önce bir geri çekilme hareketi yaptıysa da paketi eline tutuşturmayı başardı genç adam ve yavaşça insan seline karıştı. Krem rengi ya da gri bir montu vardı genç adamın. Demek ki sonbahar ya da kıştı. Genç adamın omzunda bir dizüstü bilgisayar çantası asılıydı. Adımları da boyu gibi uzundu. Yürüdü gitti insan selinin içinden.

Düşündüğüm şeyi yapmıştı genç adam, bana yapacak bir şey kalmamıştı. Yürüyüp gitmek için adım attığımda aslında kalmak ve sokak adamını izlemeye devam etmek istedim. Attığım adımı geri aldım ve yürümeye başlayan sokak adamını aramızdaki mesafeyi koruyarak izlemeye başladım. Sokak adamı kilisenin önünde durdu. Elindeki muhtemelen içinde yarım ekmek döner olan paketi, eski, kirli, yırtık ve siyahla füme arası bir renkte olan paltosunun göğüs hizasındaki cebine sokuşturmaya çalışıyordu. Meraktan mı anlama çabasından mı, hala tam olarak nedenini bilmiyorum, araya bir miktar mesafe koymaya çalışarak sokak adamına yaklaştım ve “Neden onu yemiyorsun? Soğur o sonra” dedim. Sokak adamı sesime doğru baktı, şaşırmıştı. Ona ne para ne yemek vermiş, ne de varlığından duyduğu rahatsızlığı yüzüne haykırmıştı birisi. Sadece basit bir soru sormuştu. Üstelik soran da o ana kadar ona niçin yaklaştığını ve ne söyleyeceğini bilmiyordu.

“Anne” dedi. “geceleri çok acıkıyorum, gece yerim bunu.”

“Anne” demesi sanki bir erkeğin bir kadına “hemşire” diye seslenmesi gibi bir tını bıraktı havada.

“Neden şimdi yemiyorsun sıcakken, geceye kadar soğur o” dedim tekrar.

Bu sefer sokak adamı anlatmaya başladı serbest çağrışımla. Belli bir sıralaması  yoktu anlattıklarının; yazın sokakta yaşıyormuş, kışın o civarda bir oda kiralıyormuş aylık 30 liraya. Tarlabaşı’ndaki yıkık dökük viranelerde bomboş, boyaları dökülmüş küf kokulu duvarları olan, yerde serili gazetelerden başka aksesuarı bulunmayan bir bina olabilirdi en fazla. Hele de camları kırık değilse gerçekten şanslıydı. Çizdiğim resim buydu. Sokak adamı konuşmaya devam etti ve polislerin onu tanıdığından bahsetti. Kötü ve düşünüldüğü gibi bir adam olmadığını anlatmaya çalışıyordu belli ki. Bir ara elini tekrar diğer göğsünün hizasındaki cebine götürdü ve bir şey çıkarmaya yeltendi. O an gerçekten tedirgin hissetmiştim kesici bir aletle karşılaşmaktan. Oysa çıkardığı sadece araba ruhsatına benzeyen bir cüzdandı. Hatta onun ruhsatıydı gerçekten. Gelmişi geçmişi, devletle ve bürokrasiyle olan bütün ilişkisi bu cüzdandı. Temiz ve iyi korunmuştu kendisiyle ilişkili herşeyin aksine. Yırtık pırtık ya da dağınık değildi. Belki gün gelip varlığını ispatlayabileceği ya da bir gün bir yerde cesedi bulunduğunda kim olduğunu gösterecek tek şey oydu. Çünkü gerçek bir ailesi gerçekten yoktu ve hiç olmamıştı.

Cüzdanın içinden mavi nüfus cüzdanını çıkardı, sözlerinin arasından polislerin onu fotoğrafçıya götürüp fotoğraf çektirdikleri, sonra da nüfus cüzdanı çıkarttıkları seçiliyordu. Sonra birden “benim babam yok” dedi. Tam “benim de annem yok, üzülme” diye teselli edecektim ki aklımca, nüfus cüzdanını bakmam için iyice yaklaştırdığında anne adı hanesinin üstündeki baba adı hanesinde sadece bir tire işareti (-) olduğunu farkettim. 

“Babam yok benim!”

Tekrar tekrar yankılandı beynimde. 

Bir insanın nasıl babası olmaz? 

O doğmadan ölmüş olsa  bile herkesin bir babası vardır.

Olmalıdır.

Yok mudur?

Yoktu.

O, nüfus cüzdanında baba hanesi boş olanlardandı.

 
Etiketler: Sokak, Adamı
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı