Yazı Detayı
18 Aralık 2014 - Perşembe 08:18 Bu yazı 2102 kez okundu
 
Yaşam Hakkı ve Soma Faciası Üzerine
Uğur Tabak
 
 

Yaşam hakkı, devletlere hem bireyin yaşamını sona erdirmeme, riske atmama yükümlülüğünü, hem de yaşam hakkına yönelik saldırı veya tehditlerden onu koruma yükümlülüğünü getirir. Yaşamın devlet görevlileri tarafından sona erdirilmesi, ya da yaşamsal tehlike arz edecek eylemin devlet görevlileri tarafından gerçekleştirilmesi devletin öldürmeme (negatif) yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmektedir.

13 Mayıs 2014'te Soma'da meydana gelen maden faciasını da yaşam hakkı temelinde tartışmak gerekmektedir. Bu yazı da, esasen birçok hak bakımından tartışılabilecek bu olayın meydana gelişinde etkili olan sebeplerin yalnızca İHAS 2. madde kapsamındaki devlet sorumluluğuna etkisi üzerinde durmaktadır.

Soma'da meydana gelen maden kazasında 301 maden işçisi hayatını kaybetmiş, birçok işçi ise yaralanmıştır. Madenin işletim ruhsatı Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu'na aittir. TKİ işletme hakkını, "maden ocağından sözleşme ile belirlenen miktarlarda çıkartılacak kömürün tamamının, yine belirlenen fiyatlarla ocağın ruhsat ve altyapı sahibi olan TKİ’ne satılması" işini ifade eden rödövans sözleşmesi yoluyla Soma Kömür İşletmeleri AŞ'ye devretmiştir. Rödövans olgusu devletin maden işletmelerinin özelleştirilmesi ile ilgili politikalarıyla açıklanabilir. Sonuç olarak madeni rödövans sistemiyle Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. işletmektedir. Bu durum madenlerin işletilmesine dair hakların hisselere bölünemeyeceği ve devredilemeyeceğine dair maden kanununun 5. maddesine aykırı olmasına rağmen yaygın olarak uygulanmaktadır. Aslında TKİ ve Soma Kömür İşletmeleri AŞ'nin iş kanununa aykırı bir asıl işveren - alt işveren ilişkisi kurmuş oldukları kazaya ilişkin bilirkişi raporunda ifade edilmektedir.1 Yine de alt işveren - asıl işveren ilişkisi bağlamında, ruhsat sahibi ve aynı zamanda asıl işveren olan TKİ konumuz bakımından iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma konusunda Soma Kömür İşletmeleri AŞ ile birlikte sorumludur. Buna ek olarak Maden Kanunu ve 6331 Sayılı Kanun kapsamında da TKİ'nin denetim,izleme, tedbir alma ve yerine getirme yükümlülükleri bulunmaktadır. MİGEM'in de işletmenin üretim süreçlerinde inceleme denetleme ve onay verme yetkileri bulunmaktadır.

Bilirkişi Raporunun Sunduğu Denklem: Yüksek Kar Amacı + Düşük Maliyet Kaygısı = Soma Faciası

Soma maden faciasına dair bilirkişi raporunda, madende iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili birçok ihmal ve eksikliğe işaret etmiştir. Bu ihmal ve eksikliklerden dolayı ise, iş sağlığı ve güvenliği risklerini bildikleri halde hiçbir tedbir almadığı ve üretim zorlamasında bulunduğu tespiti yapılan şirket yetkilileri ile, bu hususları denetlemeyen TKİ, MİGEM ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri sorumlu bulunmuştur.2 Madende mevcut olan yaşamsal risk, problem ve eksiklikler hakkında bilirkişi raporuna göre TKİ, MİGEM ve ÇSGB bilgi sahibidir. Buna ek olarak madenin işletme yetkisinin Soma Kömür İşletmeleri AŞ'ye devredilme süreci de sorumluluğun belirlenmesinde aydınlatıcıdır. Olayda Park Teknik Madencilik AŞ 2006 yılında madenin üretim ve işletme işini ihale yoluyla üstlenmiş; fakat "üretim çalışmaları sırasında çıkan yangınlardan dolayı üretim yapılamaması ve yüksek su geliri" nedeniyle maden işletmesine dair haklarını Soma Kömür İşletmeleri AŞ' ye devretmiştir.3 Park Teknik Madencilik AŞ TKİ'ye tebliğ ettiği bu yazıda üretime devam edilmesi halinde bahsedilen sorunlardan ötürü telafisi mümkün olmayacak problemlerle karşılaşılacağına dikkat çekmiş ve şirket ve kurumun olumsuz etkilenmemesi için işletmeden çekildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla maden işletmesini devralan Soma Kömür İşletmeleri AŞ ve TKİ maden işletmesindeki yaşamsal sorunlar hakkında bilgi sahibidir.

TKİ ve MİGEM, maden işletmesi ile ilgili yaşamsal sorunlardan haberdar oldukları halde, yüksek yaşamsal riskler içeren üretim şartlarını sürdürerek maden işletmesinin Soma Kömür İşletmeleri AŞ'ye devredilmesini onaylamışlardır. Üretim koşullarına dair bilirkişi raporunda:

Madendeki havalandırma yönteminin yangın tehlikesi olan bir ocak için uygun olmadığı, yoğun metan gazına maruz kalma riskine karşın işçilerin acil tahliyesi için hiçbir planlama yapılmadığı, üretimin ve çalışan sayısının artırılmasına rağmen, havalandırma sistemi üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadığı, madende kullanılan ekipmanların yangına karşı dayanıklı ve alev sızdırmaz olması gerekirken PVC gibi yanması kolay maddelerin kullanıldığı, gaz maskelerinin çalışmadığı, ocaktaki gaz değerlerinin tehlikeli boyutlarda olmasına rağmen buna ilişkin kayıtların gerçeğe aykırı bir şekilde tutulduğu, yeterli sayıda gaz ve sıcaklık sensörünün bulunmadığı, ilgili ocak için tehlikeli olduğundan kullanımı sakıncalı olan Kara Tumba yöntemi ile üretim yapıldığı ve üretim planlarında bunun görüldüğü, programlanan üretimin 1.500.000 ton olmasına rağmen üretimin kar amacıyla aşırı zorlanması ile 2013 yılında 3.566.456 ton olarak gerçekleştiği ve bu durumun tehlikeli çalışma koşullarını daha da tehlikeli hale getirmesine karşın hiçbir tedbirin alınmadığı, ocaktaki vantilatör ve aspiratörlerin gerektiğinde hava akımını ters yöne çevirebilecek tipte olması gerekirken tek yönlü mekanizmanın kullanıldığı ve bunun kurtarma faaliyetleri sırasında da ocaktaki havanın temizlenmesi aşamasında önemli bir sorun oluşturduğu, işletmenin elektrik sisteminin madenin çalışması için uygun olmadığı, gaz sensörlerinin Merkezi Gaz İzleme Yönergesi'ne uygun olmadığı, olay yerindeki haberleşme cihazlarının çalışmadığı, merkezi alarm sisteminin bulunmadığı, çalışılan kömür damarlarının yangına müsait oluşu dikkate alınmayarak yangına elverişli kömür ocaklarında uygulanmaması gereken bir üretim yönteminin kullanıldığı, mevzuat gereği yapılması gereken Risk Değerlendirmesi işleminde ocağın yangına müsait olduğu ve buna dair risk ve tedbirlere ilişkin bir bölümün bulunmadığı, işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin gerçek anlamda verilmeden belgelendirildiği, yeterli bilgi ve deneyimi olmayan iş güvenliği uzmanlarının istihdam edildiği ve bu 'uzmanların' yasaya aykırı olarak farklı ek işlerde de çalıştırıldığı, işyerinde herhangi bir tehlike durumunda tahliyenin sağlanması için alarm, haberleşme ve yönlendirme sisteminin bulunmadığı tespit edilmiştir.4

Bilirkişi raporunda tespiti yapılan olgulara dair karar alma, denetleme ve tedbir alma süreçlerinde TKİ ve MİGEM asli olarak bulunmaktadır. Madenlerdeki sağlık ve güvenlik şartlarının denetlenmesi konusunda ise ÇSGB yetkililerinin MİGEM'den bağımsız olarak denetleme ve yaptırım uygulama yetkileri vardır. Ayrıca vurgulamak gerekir ki olaydan sonra yapılan kurtarma çalışmalarındaki eksiklikler bilirkişi raporunda yer almamıştır. Barolar Birliği'nin olayla ilgili raporunda kurtarma çalışmalarının eksikliğine de değinilmiştir. Raporda bu konuda AKUT Başkanı Nasuh Mahruki’nin “En büyük problem etkin çalışan acil durum yönetim sisteminin olmamasıydı. İşçisinden amirine herkesin böyle olağanüstü bir durum olduğunda hangi adımları atması gerektiği konusundaki böyle bir prosedürden haberdar olmadığı anlaşıldı… Üst üste yanlışlar yapıldığı için bu kadar büyük bir facia yaşandı… İlk bir saatte üst üste kritik hatalar yapılmasa 300 insanımızı kaybetmezdik…” şeklindeki tespitlerine yer verilmiş ve ölü sayısının artmasında kurtarma çalışmalarındaki aksaklıkların önemli bir etken olduğu tespiti yapılmıştır.5

Bilirkişi raporunda yapılan son tespit ise çarpıcı niteliktedir:

"Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından, önce Park Enerji AŞ'ne daha sonra Soma Kömür İşletmeleri AŞ'ne "Hizmet Alım Sözleşmesi ile Verilen İhale Konusu 15.000.000 Ton Kömür Üretim İşi" 4857 Sayılı İş Kanunu hükümleri açısından muvazaalı (hileli) olarak görülmektedir. Konuya ilişkin olarak hem Sayıştay KİT raporlarında, hem de TKİ tarafından yayımlanmış olan 2013 yılı Faaliyet Raporunda bu duruma dikkat çekilmiştir.

Asli görevi kömür işletmeciliği olan, gerekli bilgi birikimi ve teknik personel desteğine sahip Türkiye Kömür İşletmeleri'nin asıl işi olan yer altı kömür üretimini, hizmet alım sözleşmesi ile iş güvenliğini gözardı ederek, maliyet kaygısıyla alt işverene devretmesi nedeniyle;

a. TKİ Yönetim Kurulu Başkanı,

b. TKİ işletme Dairesi Başkanı, asli kusurludur."6

 

Pozitif Yükümlülük mü, Negatif Yükümlülük mü?

Soma maden faciası, yukarıdaki bilgiler ışığında değerlendirildiğinde, devletin yaşamı koruma yükümlülüğü ilk olarak gündeme gelmektedir. 'İş Kazaları ve Yaşam Hakkı' başlıklı yazımda ayrıntılarına değindiğim pozitif yükümlülük, kişinin keyfi veya taksirle öldürülmesini önlemeyi hedef alan bir anlayışın ürünüdür.7 Bu bağlamda devlet bireyi, yaşamını riske atan durumlardan korumakla yükümlüdür. Bunlar devletin sorumluluk alanında oluşan tehlikeler ve sivillerin eylemleri nedeniyle oluşan tehlikeler olarak ikiye ayrılabilir. Fakat bu görev mutlak değildir. Mahkeme polis görevlerinin yerine getirilmesinin niteliği gereği var olan zorlukları, ulusal makamlar tarafından yapılan eylemsel seçimleri ve insan davranışlarının tahmin edilemezliğini dikkate almayı mecbur görmektedir.8 Öneryıldız/Türkiye davası, devletin kendi sorumluluğundaki bir alanda insan yaşamını tehdit eden çevresel risklerden kaynaklanan koruma yükümlülüğünün gündeme geldiği bir emsal davadır. Cezaevinde, hastanede, kışlada ölüm vakaları gibi devlet sorumluluğu altındaki alanlarda meydana gelen vakalar da aynı bağlamda değerlendirilebilir. Örnek verilecek olursa Huylu/Türkiye kararı, cezaevinde bulunan bir tutuklunun sağlık sorunlarıyla ilgili muayeneyi içeren tedbirlerin alınmamasından ötürü kişinin ölümünden devletin sorumlu olacağına dair bir karardır.9 Ataman/Türkiye kararı ise, anksiyete sendromu rahatsızlığı olan ve askerliğini yapmakta olan bir kişinin nöbet sırasında intihar etmesi ile ilgilidir. Mahkeme bu olayda kişinin askerliği sırasında psikolojik rahatsızlığı sebebiyle doktor muayenesinden geçtiğini; fakat sakinleştirici iğne verilerek görevine geri gönderildiğini, kişinin silah kullanmasına engel oluşturacak bir psikolojik rahatsızlığının bulunmasına rağmen silahla nöbet görevi verildiğini, devlet görevlilerinin bu noktada ihmalkarlıklarının olduğunu ve bunun da kişinin intiharı ile sonuçlanmasından ötürü yaşam hakkının korunmasına yönelik pozitif yükümlülüğün ihlal edildiğini belirtmiştir.10

Bir iş kazası niteliğindeki, Binişan/Romanya kararına konu olayda, bir kamu iktisadi teşebbüsü olan Ulusal Demiryolu Şirketi ile sözleşme imzalamış ve yurtdışına mal ihraç eden bir şirket (Company E) söz konusudur. Şirket, Demiryolu Şirketinin hat ve vagonlarını kullanarak, yurtdışına mal ihraç etmektedir. Lugoj Gümrük İdaresi'nde gümrük müfettişi olarak çalışan Dan-Liviu Binişan, bu vagonları kontrol etmek ve onay işlemi için vagonların başında iken elektrik akımına kapılmıştır. Vücudunun %70inde yanıklar meydana gelen Binişan, 138 gün tedavi görmüş ve kalıcı olarak işgöremez duruma gelmiştir. Başvurucu bir kamu iktisadi teşebbüsü olan ulusal demiryolu şirketinin görevlisinin olayda yaşamsal tehlike doğuran sorumluluğu olduğunu iddia etmiştir. Mahkeme, ulusal demiryolu şirketinin gümrük müfettişinin denetimi sırasında uygun koşulları temin etmekle yükümlü olduğunu, bu yüzden olayda ihmalinin bulunduğunu ve yaşamın korunması bağlamında 2. maddenin esasının ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca etkin bir soruşturma yapılamadığını da belirten Mahkeme, usuli yükümlülüğün de ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.11

Pozitif yükümlülükle ilgili olaylarda devlet görevlilerinin ihmali davranışlarından bahsedilmektedir. Bu ihmali davranış, hukuken ve somut olayların durumları gereği alınması gereken bazı tedbirlerin alınmaması şeklinde kendini göstermektedir. Soma faciasının yaşanmasında belki de en etkili olan faktör de denetim ve yaptırım eksikliğidir; fakat yaşanan facianın temel kaynağı yalnızca bu değildir. Facianın meydana geldiği maden ocağının işletilmesi sürecindeki karar alma süreçleri, devlet organları ile özel hukuk kişilerinin birlikte rol aldıkları ilişki biçimlerini ifade etmektedir. Madenin işletilmesi ile ilgili projelerin hazırlanması, onaylanması, uygulanması, uygulanmasının denetlenmesi ve buna ilişkin tedbirlerin alınması gibi birçok süreç devlet organlarının aktörlüğünde ilerlemektedir. Bu noktada açıklanması gereken ilişki, maden işletmesinde çalışan işçiler ile devlet organları arasındadır. İşçilerin çalışma koşullarının denetlenmesi sürecindeki ihmalkarlık bağımsız bir veri olarak düşünülebilir. Fakat devlet organları olan TKİ ve MİGEM, maden işletmesinin çalışma koşullarının ötesinde, proje onayı aşamaları ve üretim yöntemleri bakımından da yetki ve sorumluluk sahibidirler. Dolayısıyla işçilerin yaşam haklarının özünü etkileyebilecek (ve etkilemiş olan) icrai ve ihmali eylemler, işçilerin yaşamlarına doğrudan kast yoluyla etki etmemiş olsa dahi ceza hukuku açısından olası kast olarak nitelendirilmesi gereken ağırlıkta birer davranış olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla basit bir ihmali ve tedbirsizliği aşan, olası kastın klasik ifadesi olan 'ne olursa olsun' diyerek eylemin sürdürülmesi halini ifade eden bir davranışlar bütününden bahsetmek gündeme gelebilir. Peki bu noktada öldürmeme yükümlülüğü ihlal edilmiştir diyebilir miyiz? Öldürmeme yükümlülüğü, her halükarda bireyin devlet görevlisi tarafından bir tür şiddet kullanılarak ya da kasten ölüme terkedilerek öldürülmüş olması, ya da kişi hayatta kalmış olsa dahi şiddet dozu itibariyle ölümünü sonuçlayabilecek nitelikte bir güç kullanımının mevcudiyeti hallerinde gündeme gelebilir. Örnek verilirse; Festus Okey'in gözaltında kolluk güçleri tarafından öldürülmesi, Gezi isyanı sırasında Ethem Sarısülük'ün polis kurşunu ile, Berkin Elvan'ın gaz fişeği ile hayatını kaybetmesi, Roboski'de savaş uçakları tarafından (kasten ya da ihmalen olması önemli olmaksızın) 34 kişinin öldürülmesi ve birkaç kişinin yaralanması devletin öldürmeme yükümlülüğü bağlamında değerlendirilmelidir. Bu durumlarda kişinin ölmesini sonuçlayan aktif davranışlar söz konusudur. Soma maden faciasında ise devlet yetkililerinin bireyleri öldürme kastıyla hareket ettikleri açık bir şekilde söylenemez; ama son derece ağır ihmallerinin olduğu söylenebilir. İhmalin derecesi ceza hukuku bağlamında ister taksir ister olası kast olsun, insan hakları hukuku açısından devlet yetkililerinin ölüm riskini önleme ve yaşamı koruma bakımından almaları gereken fakat almadıkları denetleyici ve düzenleyici 'pozitif' tedbirler ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla Soma'da devletin öldürmeme yükümlülüğünden ziyade pozitif yükümlülüğünden bahsedilmelidir.

Soma maden işletmesine dair ruhsat sahipliğinin TKİ' de olması, karar alma süreçlerinde TKİ ve MİGEM'in asli olarak yetki ve bilgi sahibi olması, MİGEM'in denetleme yetkisini kullanmamış, eksiklikleri ve sorunları tespit etmemiş olması, şirket tarafından madende uygulanan aşırı üretim zorlaması ve yüksek kar-düşük maliyet politikasının TKİ ve MİGEM tarafından teşvik edilmesi, ilgili kurumların madendeki iş güvenliğine dair yüksek yaşamsal riskleri bilmeleri ve düşük maliyet-yüksek kar amacıyla bu riskleri görmezden gelmeleri, Soma faciasında devletin yaşam hakkı bağlamındaki pozitif yükümlülüğünü açık ve ağır bir şekilde ihlal ettiğini göstermektedir.



1 Soma faciasına ilişkin bilirkişi raporu, Türkiye Barolar Birliği Soma Faciası Raporu

2 Soma maden kazasına ilişkin bilirkişi raporu 'Sonuç' bölümü.

3 Soma maden kazasına ilişkin bilirkişi raporu syf 121

4 Soma faciasına ilişkin bilirkişi raporu, syf 119-126

5 Türkiye Barolar Birliği Soma Faciası Raporu, syf 55

6 Soma faciasına ilişkin bilirkişi raporu syf 126

7 Güngör, Hasan Atilla, "Yaşam Hakkı", syf 419, TC İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Yayımlanmamış Doktora Tezi,  İstanbul, 2007

8 Akandji Kombe, Jean-François, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Kapsamında Pozitif Yükümlülükler - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Uygulanmasına İlişkin Kılavuz Kitap, syf 21, Avrupa Konseyi, 2008

9 Huylu/Türkiye kararı, Başvuru no: 52955/99, 16 Kasım 2006 tarihli karar

10 Ataman/Türkiye kararı, Başvuru No: 46252/99, 27 Nisan 2006 tarihli karar

11 Binişan/Romanya, 20 Mayıs 2014 tarihli karar

 
Etiketler: Yaşam, Hakkı, Soma, Faciası, Üzerine
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Final döneminin sonunda bütünlemeye kalmayacağınıza inanıyor musunuz?
Anketler
Hukuk fakültelerindeki eğitimden memnun musunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı